GÜzel sanatlar fakültesi resim böLÜMÜ III. KİŞİLİk ve ruh bozukluklari


s.ogren-sen.com > Sanat > Evraklar
T.C.

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ
GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ

RESİM BÖLÜMÜ III.

KİŞİLİK VE RUH BOZUKLUKLARI

TEDAVİSİNDE

RESMİN KULLANILMASI



DANIŞMAN

Yrd. Doç. Dr. Nevin GÜVEN



HAZIRLAYAN

Nurşen ARICAN


Resim III. I.Ö.

9711901011


ISPARTA -2000



KİŞİLİK VE RUH BOZUKLUKLARI

TEDAVİSİNDE

RESMİN KULLANILMASI



DANIŞMAN

Yrd. Doç. Dr. Nevin GÜVEN



HAZIRLAYAN

Nurşen ARICAN


Resim III (İ.Ö)

9711901011


ISPARTA -2000

KİŞİLİK VE RUH BOZUKLUKLARI TEDAVİSİNDE
RESMİN KULLANILMASI

Sanatsal yaratıcılık ile psikopatoloji arasında bir ilişki olup olmadığı antik yunan döneminden Rönesans dönemine, romantik döneme akımlar dönemine kadar uzanan bir süreç içinde tarih boyunca tartışıla gelmiştir. Bu konu üzerinde tartışmalar tarihsel; (Wittkover ve arkadaşları, 1963, O' Connor 1987), biyokgrafik; (Gedo 1983, Jamiser 1989-1990, Hershman 1988), Psikoanalitik; (Stori 1986, O'Connor 1986) özellikte araştırmalara dayandırılmıştır.

Son zamanlarda sistematik ampirik ve tanısal çalışmalarda yapılmıştır. Bunların sonucunda yaratıcı kişiliğe sahip sanatçılar da özellikle psikopatolik tabloların yüksek oranda bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Post'un (1994) dünyaca meşhur 291 sanatçı üzerinde yaptığı bir yaratıcılık ve psikopatoloji araştırmasında yaratıcı kişilerin genel olarak heyecanlı yapıda sosyal ilişkileri iyi ve dost canlısı insanlar olduklarını çoğunun olağan dışı kişilik özellikleri bulunduğunu ve genel nüfusa oranla daha fazla nevrotik anormallikler gösterdiklerini, yazarlar ve görsel sanatçılarda ciddi kişilik bozukluklarının olduğunu ileri sürmüştür.

Post(1994) bulgularını yaşamakta olan sanatçılar üzerinde yaptığı çalışmalarla vurgulamış ve sonuç olarak depresyon ve alkol bağımlılığı gibi kişilik özelliklerine patolojik eğilimlerin yaratıcılıkla sebepsel bağlantısı olduğunu ifade etmiştir.

Henri Ey'in yorumuna göre insanların uyumlu yaşamalarını sürdürebilmeleri için sürekli bir yaratıcılık süresi içinde olmaları zorunludur ve bu yaratıcılıklarını ne kadar özgür kullanabilirlerse o denli uyumlu olmaları mümkündür. Özgürlüğün kısıtlanması kişinin kendi yaratımlarıyla yeni çözüm yollarını bulmasını engeller. Bu engelleme iki tür çözümü birlikte getirecektir. Bunlardan biri; boyun eğmedir.

Kişi kendi çözümleri ile uyum sağlayamadığında başkalarının benzer durumları da kullandığı yollara boyun eğerek yani taklit ederek uyumunu sağlamaya çalışacaktır. Bu tür uyum stili bir anlamda uyumlu davranışın oluşmasına yardımcı olabilse de böyle çözümlerin sık kullanılması kişinin kendi yaratıcılığının eseri olarak kişilik özelliklerinin silinmesine ve başkalarının yada toplumun ortak değerlerinin zorladığı özellikleri özümseyerek, giderek kendisine yabancılaşan bir kişilik geliştirmesine yol açacaktır. İkinci çözüm özgürlüğünün sınırlanma derecesine bağlı olarak artan yada eksilen derecelerde sınırlı özgür yaratımlar kullanarak uyum çabaları göstermek olacaktır. Bu durumda da sınırlanmalardan dolayı uyumsuz davranışların ortaya çıkması kaçınılmazdır. O halde kişilik ve akıl bağımsızlığı özgür kişiliği, doğru atılan doğru adımlarla ortaya çıkar.

Bu bağlamda ruhsal bozukluklar ise bu özgür gelişimlerden ödün vermektir. Bu ödünler sonucunda boyun eğme ve gerileme ortaya çıkabilir.

Hayatın doğal gidişi içinde insanın dinamik dengelerinde ortaya çıkan rahatsızlıklar, çatışmalar ve dengesizlikler sık karşılaşılan olgulardır. Bu karmaşık parçalar ve etkileşimlerden oluşan dinamik dengenin içsel yada dışsal etkenlerinin bozulmaya başlaması, birliğe, bütünlüğe ulaşıma ve bunu sürdürme gayretlerinin bir diğer yansıması olan sanat ürününün üretilme süresini aktive eder(Velioğlu, 1978).

Sanat ürünleri estetik objeler olarak yorumlanmış varlıklardır. O halde yorumlanabilmeleri için öncelikle daha önceden algılanmış, depolanmış birikimlere ihtiyaç vardır. İnsanlar sanat ürünlerinde daha önceki algılarını deneyimlerini ve bunlar arasında yaptıkları sentezleri somutlaştırırlar. Somutlaştırılan sanat eseri kişinin dış algı ve deneyimlerini yansıttığı kadar iç dünyasındaki özellikleri ve bu özellikler ile dış algılarını birbirine ekleyerek yaptığı sentezleri de yansıtır. Çünkü dış dünyadan algılanan ve kişiyi etkileme biçimi o kişinin geçmiş yaşantıları ve bugünkü davranış ve algılarını yönlendiren, geçmiş dönemdeki çatışmalar ve maruz kaldığı yaşantılar direkt olarak ilişkilidir1

Steven tarafından "Sanatçıların kavrama orijinalliğine sahip olmalarından dolayı, ürettikleri eserlerin daha çok kendilerine özgü olduğu, rahatsız insanların ürettiklerinin ise bayağılaşmanın kendi rahatsızlıklarının karakteristikleri olması sebebiyle daha az estetik oldukları gibi daha çok kişisel olmayanı içerdikleri" ileri sürülmüştür.2

Çocuk resimlerindeki bireysel katılım daha da belirgin bir durumda olabilir. Avrupa'dan Amerika'ya yeni göç etmiş yedi yaşında bir kız çocuğunun çizdiği bir resme baktığımızda ortaya çıkanlar şunlardır(Resim1). "Çocuk katı disiplinli bir Orta Avrupa eğitiminden gelmiş olduğu için Amerikan Okullarındaki aşırı serbest atmosfer karşısında uzun bir süre bocalamıştır. Çocuğun uyumsuzluk döneminde yaptığı bu resimde kendini iki kez çizdiğini görüyoruz. Çocuk ilk çizdiği kendisini; saçları dikilmiş, bağırıp çağıran ve dışa dönek üç Amerikalı çocuk tarafından çevrelenmiş olarak göstermiştir. İkincisinde; saçsız, üzüntülü bir yüz ifadesiyle ağlayan ve kendini diğerlerine karşı atlama ipiyle oluşturduğu koruyucu bir kalkan içine alan çocuk, yine kendisidir.

Çocuğun çizdiği diğer bir resim; yeni geldiği yabancı ülkede, yavaş yavaş diğer çocuklarla arkadaş olmaya başlamış olduğu dönemde çizilmiştir. Resimde figürler arasında uyumsuzluk kaybolmuştur. Çocuk figürlerinin hepsi birbirine benzeyen neşeli, gülümseyen, ip atlayan çocuklardır. Saç biçimlerindeki benzerlik hem iyi bir uzlaşmanın hem de yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan bir şımarıklığın göstergesidir. Atlama ipleri de artık çocuğu sımsıkı koruyucu bir zırh işlevi göstermemektedir.

Çocuğun bu resimleri; "sorunlarına parmak basma, farkında olmaksızın onları teşhis etme ve dışa vurma amacı taşımadan çizdiğini" söylemek mümkün değildir.

Çocuk ilk resminde bize, "acı verici bir dışarıda kalma duygusu, buna bağlı olarak şok edici bir her şeyi yapma izni verilmiş olma duygusunu" birlikte yaşadığını bildirmektedir.

Sonraki resimde ise çock belli noktalarda uzlaşmaya gitmek yoluyla bu çelişkisini çözmüş ve mutlu olmuştur. İşin ilginç yanı çocuğun iki resimde de anlatmak istediğini dikkat çekici bir resimsel formüller yoluyla dile getirmesi; üzüntü, gerilim ve mutluluklarını elle tutulur ve anlaşılır hale getirmesidir. Resimlerinde çocuk, sorununu teşhis edip şekillendirmiş, bunu yaparken de görsel algılamaya dayalı bir akıl yürütme kullanmıştır.3

Yaratıcı tipteki çocukların bazıları sakin, ölçülü, yumuşak tavırlı, duygulu, heyecanlıdırlar. Bazıları ise bunun tersini gösteren davranışlar içinde yaratıcı çocuk örneğini gösterirler. 4

Çocuğun zihnindeki çeşitli simgeler, imgeler canlandırma yeteneği ile başlar ve çocukta zihinsel etkinliğin önemli bir parçasını oluşturur. Çocuk başlangıçtan itibaren aldığı bu imgeleri zihinsel bir yaklaşımla görür ve kendine göre yorumlarını yapar, zihinde bir akış oluşturur. Bu akışta parçalar birleşir.5

Yaratıcılık kişinin hayal gücü ile ortaya çıkan bir olgu, kişinin kavrama, düşünme sonucunda yeteneğini kullanarak ortaya çıkarma, kendine özgü bir üslûp veya kişinin yaşantılarına dayanarak bir tür sentez yapma gücüdür.

Sanatın psikolojik terapi olarak kullanıldığı yerlerde bu örnekle özetlediğimiz türden durumlar yeni bireysel sorunların sanat yapıtı ile ifade edilip çözülmeye çalışılması akıl hastaları arasında sık sık görülmektedir.

Psikiyatrik rahatsızlıklarda sanat ürünlerinin değerlendirilmesi ve tedavide kullanılması gündemdedir. Hatta bu tür değerlendirmeler ve bu değerlendirmelerde göz önünde bulundurulan özellikler ve semboller uzun süre şizofren hastalara has olarak kabul edilmiş ve şizofrenik sanat deyimi ortaya atılmıştır. Şimdi ise bu tür özelliklerin sadece şizofrenlere has olmadığını ve hastalığın tanısından ziyade o dönemde yaşamakta olan psikopatolojik sürelerle bağımlı olduğu kanısı kabul görmektedir.

Resim III. "Drakulanın Hikayesi" isimli tablodur. 100 x 50 boyutlarında, tuval üzerine yağlı boya resmidir. Tablo eskizi yapılmadan parmaklar boyaya batırılıp kullanılarak resmedilmiştir. Renkler parlaktır ve zeminde altta bulunan kırmızı renk, arka plandaki siyah alanda belirgin kontrast teşkil etmektedir. Son derece gelişmiş bir teknik kullanılmıştır.

Bu tablo uluslar arası ve ulusal ödülleri olan ve yaşamının büyük bir kısmında hayatını ressam olarak kazanan bir hastanın 20 yıl öncesine aittir. Tedaviye komşuları tarafından getirilmiştir. Eski bir arkadaşının verdiği bilgilere göre hasta bu resmi, Kuveyt'te oturduğu ve çalıştığı dönemde yapar.

O sırada Tıp Fakültesi öğrencileri için "Anatomi Hikayesi" isimli eseri de yapar. Eserden kısa süre sonra Kuveyt resmi kurumları aleyhine çeşitli davalar açmaya başlamış ve bu sebeple sınır dışı edilmiş, 20 yılı aşkın süre de Türkiye'de kalmıştır. Burada çevresinden gelen şikayetler sonucu arkadaşı tedavi görmesini sağlar. Tedavi sırasında yaptığı bu çalışma incelenir.

Tabloya baktığımızda bir bütünlük hissi alınmakla birlikte her figürde ayrı ayrı temaların işlenmesi resmin parçalı karakterini oluşturmaktadır. Resmin ana detaylarından biri olan tablonun sol kısmında elinde kadeh tutan erkek figürü incelediğimizde kadeh, kafa tasından yapılmıştır(somutlaştırma vahşet). Erkeğin dudakları da kanlıdır. Drakula bu figürde verilen isimdir. Eski kocası için sık sık kullandığı ifade şeklidir. Drakula diğer en belirgin figür dik duran bir yılana bağlı çıplak ince vücutlu kadın figürüdür.

İki belirgin figür yorumlandığında o dönemde yaşanmakta olan cinsel arzular, geçmiş evlilikler, hayal kırıklıkları ve bunları yaşatan insana karşı duyulan hisler, o hayal kırıklıklarının getirdiği yeni ilişki arzuları açıkça görülür. Yılan figürünün kuyruğunun çöreklenerek bir birlik, bütünlük oluşturması, hastanın yeni ilişkisiyle ruhsal dengenin toparlanması yönünde olumlu işarettir. Hastanın o dönemde ne kadar dinamik iç çatışmalar yaşadığı ve bunları sözel olarak ifade edemeyip sanatsal anlamda ne büyük bir ustalık ve zenginlikle yansıttığı büyük bir avantajdır.

Kişilerin herhangi bir rahatsızlığı olsa da olmasa da ürettikleri sanat ürünleri yoluyla bir boşalma süreci yaşadıkları ve bu üretimin bir "kendi kendini tedavi fonksiyonu" olduğunu kabul etmeliyiz. 6

KAYNAKLAR




  1. KIRLI Selçuk, PSİKİYATRİ VE YARATICILIK, 1999.

  2. GENÇ Adem - Yrd. Doç. Dr. SİPAHİOĞLU Ahmet, GÖRSEL ALGILAMA, SANATTA SÜRE.

  3. ÇOCUKTA YARATICILIK, Çağdaş Eğitim Dergisi.

  4. SEN İnci ve Diğerleri, ÖZEL ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ, Ankara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Eğitimi, Açık Öğretim Fak. Yayınları.


KAYNAKLAR





  1. "Sanatın Kültürel Ortamdaki Rolü",

Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi,

4. Ulusal Sanat Sempozyumu, 4-6 Mayıs, 1944.

Kültürün Gelişmesinde Sanatın Öncülüğü,

Beytepe / ANKARA

  1. KONGAR, Emre, Kültür Üzerine, Remzi Kitapevi, İstanbul-1983.

  2. Plastik Sanatlar Dergisi, Ocak/Şubat-1997, Sayı: 27.




1 KIRLI, Selçuk, PSİKİYATRİ VE YARATICILIK, İstanbul 1999, s. 1,2, 8,9.

2 KIRLI, Selçuk, PSİKİYATRİ VE YARATICILIK, İstanbul 1999, s. 1,7.

3 GENÇ, Adem - Yrd. Doç. Dr. SİPAHİOĞLU Ahmet, GÖRSEL ALGILAMA, SANATTA SÜREÇ, s. 164,165,166.

4 ÇOCUKTA YARATICILIK, Çağdaş Eğitim Dergisi,

5 SEN, İnci, ÖZEL ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ, Ankara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Eğitimi, Açık Öğretim Fak. Yayınları,

6 KIRLI, Selçuk, PSİKİYATRİ VE YARATICILIK, S. 44,57,58,59,60,61.

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

GÜzel sanatlar fakültesi resim böLÜMÜ III. KİŞİLİk ve ruh bozukluklari iconD. E.Ü. GÜZel sanatlar fakültesi

GÜzel sanatlar fakültesi resim böLÜMÜ III. KİŞİLİk ve ruh bozukluklari iconDEÜ. GÜZel sanatlar fakültesi

GÜzel sanatlar fakültesi resim böLÜMÜ III. KİŞİLİk ve ruh bozukluklari iconDers notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat

GÜzel sanatlar fakültesi resim böLÜMÜ III. KİŞİLİk ve ruh bozukluklari iconBu ders notları, Selçuk Üniversitesi, A. Keleşoğlu Eğitim Fakültesi,...

GÜzel sanatlar fakültesi resim böLÜMÜ III. KİŞİLİk ve ruh bozukluklari iconKÜLTÜrlerarasi resim kampi

GÜzel sanatlar fakültesi resim böLÜMÜ III. KİŞİLİk ve ruh bozukluklari iconİki Kişilik Odada kişi başı

GÜzel sanatlar fakültesi resim böLÜMÜ III. KİŞİLİk ve ruh bozukluklari iconİki Kişilik Odada kişi başı

GÜzel sanatlar fakültesi resim böLÜMÜ III. KİŞİLİk ve ruh bozukluklari iconBilgisayar Muhendisliği Bolumu

GÜzel sanatlar fakültesi resim böLÜMÜ III. KİŞİLİk ve ruh bozukluklari iconA böLÜMÜ( her sorunun doğru cevabı 10 puandır)

GÜzel sanatlar fakültesi resim böLÜMÜ III. KİŞİLİk ve ruh bozukluklari icon20. YÜZyil türk resim sanatinda geleneksel türk sanat


Sanat




© 2000-2018
kişileri
s.ogren-sen.com