Ders notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat


sayfa3/6
s.ogren-sen.com > Edebiyat > Ders
1   2   3   4   5   6

Ninni

 Annelerin çocukları uyutmak için belli bir ezgiyle söylediği

sözlü edebiyat ürünleridir.

 7’li, 8’li ve 9’lu hece ölçüsüyle söylenir.

 Genellikle dörtlüklerden oluşur.

c. Dinî Tasavvufî Halk Edebiyatı (Tekke Edebiyatı):

 Hece ölçüsü ağırlıklıdır, az da olsa aruz ölçüsü kullanılmıştır.

 Yarım uyak ve redif sık kullanılmıştır.

 Tasavvuf terimlerinin dışında dil, halkın anlayabileceği

nitelikte ve sadedir.

 Saz eşliğinde söylenenler de vardır.

 Allah sevgisi, nefsin öldürülmesi, insan sevgisi, ölüm,

Allah’a varış yolları, tasavvuf ilkeleri temel konularıdır.

 Coşkuludur, genellikle didaktik şiirlerden oluşur.

 Nazım birimi dörtlüktür ancak beyitle oluşturulmuş türler

de vardır.

Kullanılan Nazım Türleri:

İlahi

 Tekke edebiyatının ana nazım türüdür.

 8’li hece ölçüsüyle söylenir, 7 ve 11’li de olabilir.

 Fanilik, Allah sevgisi, nefsin öldürülmesi temel konusudur.

 Bu türün en büyük ustası Yunus Emre’dir.

Nefes

 8’li hece ölçüsüyle söylenir.

 İlahilerin konularının Bektaşilerce söylenmesi sonucu

ortaya çıkmış türdür.

Deme (Deyiş)

 8’li hece ölçüsüyle söylenir

 Saz eşliğinde kendine özgü bir makamla söylenir.

Nutuk

Tekke Edebiyatı’nda Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni

giren müritleri bilgilendirmek tarikat derecelerini ve tarikat

adabını öğretmek amacıyla söylenen didaktik şiirlerdir.

Devriye

Evrendeki canlı cansız her şey Allah'tan gelmiştir, yine Allah-

'a dönecektir. Bu felsefeyi yansıtan şiirlere Tekke edebiyatında

devriye denilmiştir.

Şathiye

 Dini ve tasavvufi halk şiirinde genel olarak mizahi manzumelere

şathiye adı verilir.

 İnançlardan alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir.

 Görünüşte saçma sanılan bu sözlerin, yorumlandığında

tasavvufla ilgili türlü kavramlara değindiği anlaşılır.

 Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi şairlerinde rastlanır.

 Bu türün en tanınmış şairi Kaygusuz Abdal’dır.

Not: Yukarıdaki türler koşma nazım biçimiyle yazıldığı için

birer nazım biçimi değil birer nazım türüdür.

2. DİVAN EDEBİYATI (KLASİK EDEBİYAT)

Şairler şiirlerini “DİVAN” adını verdikleri bir kitapta topladıkları

için bu edebiyatına “Divan Edebiyatı” denilmiştir. Ayrıca

“klasik - eski - zümre edebiyatı” da denilir.

İslamiyet’in kabulünden sonra Türkler yaşamın her alanında

Araplardan, Farslardan etkilenmişlerdir. Bu etkileşimin en

belirgin olduğu alanların başında edebiyat göze çarpmaktadır.

13.yy’dan itibaren şair ve yazarlar Fars-Arap etkisine

girmeye başlamıştır.

Özellikleri:

 Dili Arapça, Farsça, Türkçe karışımı olan Osmanlıcadır.

 Ölçü olarak “aruz ölçüsü”, nazım birimi genellikle beyittir.

 Şiirlerde tam ve zengin uyak kullanılmıştır.

 Anlatılan şey değil, anlatış biçimi ön plandadır.

 Çoğunlukla aşk, şarap, kadın övgü, din, ahlak, tasavvuf

konuları işlenmiştir.

 13.yüzyılda gelişmeye başlamış 16. ve 17. yüzyıllarda

en olgun dönemini yaşamış, 19.yüzyılın sonlarına kadar

sürmüştür.

 Belli kalıpları olan bir edebiyattır. Duygu ve düşünceler

mazmun denilen kavramlarla anlatılır.

 Soyut bir edebiyattır ve toplumsal konulara değinmemiştir.

Kullanılan Nazım Biçimleri:

Dörtlüklerle Yazılanlar: Rubai, Şarkı Tuyuğ, Murabba

Bentlerle Yazılanlar: Terkib-i Bent, Terci-i Bent

Beyitlerle Yazılanlar: Gazel, Kaside, Mesnevi, Müstezat

Gazel

 Güzellik, aşk, kadın, şarap gibi konuları işleyen nazım

biçimidir.

 Araplarda Farslara onlardan da Türklere geçmiştir.

 Gazelin ilk beytine “matla” son beytine “makta” denir.

 Makta beytinde şairin mahlası(takma adı) kullanılır.

 En güzel beytine “beyt’ül gazel ya da şah beyit” denir.

 Gazelin bütün beyitlerinde aynı konu işleniyorsa buna

yek-ahenk gazel denir.

 Bütün beyitler aynı söyleyiş güzelliğine sahip ise buna

yek-âvâz gazel denir.

 Kafiye şeması: “aa,ba, ca da...” şeklindedir.

 En az beş en fazla on beş beyitten oluşur.

 Konu birliği yoktur. Her beyit başka bir konudan bahsedebilir.

 Türk edebiyatında Fuzûli, Bâki, Nedim en tanınmış gazel

şairleridir.

Kaside

 Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan şiirlere

denir.

 En az 33 en fazla 99 beyitten oluşur.

 Kafiye düzeni gazelle aynıdır.

 İlk beytine matla, son beytine makta, şairin adının bulunduğu

beyte taç beyit,en güzel beytine beyt”ül kasid

adı verilir.

 Nesip, girizgâh, methiye, tegazzül, fahriye, dua bölümlerinden

oluşur.

Nesib: Kasidenin giriş bölümüdür.

Girizgâh: Konuya giriş niteliğinde olan bölümdür.

Methiye: Övülecek olan kişinin yüceliklerinin sıralandığı

bölümdür.

Fahriye: Şairin kendini övdüğü kısımdır.

Tegazzül: Şair bu bölümde bir gazele yer verir.

Dua: Övülen kişinin başarısı için Allah’a dua edilir.

Konularına Göre Kasideler

Tevhit: Allah’ın birliğini anlatan kasidelere denir.

Münacat: Allah’a dua etmek ve yalvarmak için yazılanlara

denir.

Methiye: Herhangi bir şahsı övmek için yazılanlar denir.

Naat: Peygamberleri övmek için yazılanlara denir.

Hicviye: Birini eleştirmek için yazılanlara denir.

Mersiye: Ölen birinin arkasından yazılanlara denir.

Edebiyatımızda kaside türünün en güzel örneklerini Nef’i

vermiştir. Onun “Siham-ı Kaza” adlı eseri bu türün en meşhur

örneğidir.

Mesnevi

 Beyit sayısı sınırsızdır.

 Konu sınırlaması yoktur. Genellikle savaş, aşk, tarihi

olaylar, dinî olaylar gibi konular işlenir.

 Mesneviler o dönemde roman ve hikâye türünün yerini

tutuyordu.

 Her beyit kendi arasında kafiyelidir.

 Uyak düzeni aa, bb,cc,dd,ee,… şeklinde devam eder.

 Beş mesneviden oluşan eserlere “hamse” denir.

 Bir şehrin güzelliğini anlatan mesnevilere şehrengiz

denir.

 Türk edebiyatındaki ünlü mesneviler şunlardır:

Kutadgu Bilig (İlk mesnevi - Öğüt)

Fuzuli-Leyla ile Mecnun (Aşk)

Şeyh Galip-Hüsn ü Aşk (Aşk)

Şeyhi-Harname (Eleştiri)

Ahmedi-İskendername (Tarih)

Nabi-Hayrabat (Öğüt)

Süleyman Çelebi-Vesiletü’n- Necat (Mevlid) (Dini)

Mevlana-Mesnevi (Öğüt)

Müstezat

 Gazelin özel bir biçimine denir.

 Uzun dizelere kısa bir dize eklenerek yazılır.

 Uzun ve kısa dizeler gazel gibi kendi aralarında

uyaklanırlar. Kısa dizelere “ziyade” adı verilir.

Rubai

 Kafiyelenişi aaxa şeklindedir. Tek dörtlükten oluşur.

 Aruzun belli kalıplarıyla yazılır.

 Hayatın anlamı ve hayat felsefesi, dünyanın nimetlerinden

yararlanma ve ölüm gibi konular işlenmiştir.

 İran edebiyatına ait olan bu türün en büyük şairi Ömer

Hayyam’dır.

 Türkçe rubailerin en güzel örneklerini Yahya Kemal

vermiştir.

Tuyuğ

 Divan edebiyatına Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir.

 Yak düzeni rubai gibidir. Tek dörtlükten oluşur.

 Felsefi konular işlenmektedir.

 Kadı Burhanettin’in tuyuğları meşhurdur.

Şarkı

 Besteyle okunmak için yazılan ve dörtlüklerden oluşan

nazım biçimidir.

 Dörtlük sayısı 3ile 5 arasında değişir.

 Birinci dörtlükte 2. ve 4. dizeler diğer dörtlüklerde 4.

dizeler aynen tekrarlanır. Buna nakarat denir.

 Türklerin divan edebiyatına kazandırdığı bir türdür.

 Aşk, sevgi, günlük hayat gibi konular işlenir.

 Halk deyişlerine ve söyleyişlerine yer verilir.

 Şarkı türünün ilk kullanıcısı ve en önemli temsilcisi Nedim’dir.

Murabba

 Dört dizelik kıtalardan oluşur.

 Bent sayısı 3-7 arasında değişir.

 Her konuda yazılır.

Terkib-i Bent

 Bentlerle kurulmuş olan bir nazım şeklidir.

 Her bent 7 ile 10 beyitten oluşur.

 Bent sayısı 5 ile 15 arasındadır.

 Bentleri birbirine bağlayan beyitlere vasıta beyti denir.

 Şairin toplumsal ve felsefi konulardaki düşünceleri konu

olarak işlenir.

 Terkib-i Bent türünün en önemli ismi Bağdatlı Ruhi’dir.

 Türk edebiyatında bu türün en önemli ismi Ziya Paşa’dır.

Terci-i Bent

 Terkib-i bente benzer. Yalnız burada bentler arasındaki

vasıta beyti aynen tekrarlanır.

 Konu olarak daha çok Allah’ın kudreti, kâinatın sırları ve

kâinatın zıtlıkları gibi konulara yer verilir.

 Bu türün de Türk edebiyatındaki en önemli temsilcisi

Ziya Paşa’dır.

BATI ETKİSİNDE GELİŞEN TÜRK EDEBİYATI

1. Tanzimat Edebiyatı

2. Servet-i Fünun Edebiyatı

3. Fecr-i Ati Edebiyatı

4. Milli Edebiyat

5. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

Kullanılan Nazım Biçimleri:

Sone

 İlkin İtalyan edebiyatında görülen, Türk şiirinde az görülen,

iki dört dizeli ve iki üç dizeli bölüm olmak üzere 14

dizeden oluşan nazım biçimidir.

 Uyak örgüsü şöyledir: abba ccd ede.

 Sone nazım şeklini Türk edebiyatında ilk olarak Servet-i

Fünun şairleri kullanmıştır.

Terza-Rima

 Üç dizelik bentlerle kurulu İtalyan nazım biçimidir.

 Dize kümelenişi ve kafiye düzeni şöyledir: aba bcb cçc

ded... e

 Dante’nin “İlahi Komedya”sının bu biçimle yazılmış olması,

terza – rima’nın yaygınlık kazanmasını sağlamıştır.

 Terza-rima, Türk edebiyatında ilkin Servet-i Fünun döneminde

bir tek şiirde (Tevfik Fikret’in Şehrâyîn) denenmiş

(1899); İkinci Meşrutiyet’ten (1908) sonra zaman

zaman kullanılmışsa da, yaygınlık kazanmamıştır.

Serbest Müstezat

 19. Yüzyıl sonlarında özellikle Servet-i Fünuncuların

geliştirdikleri bir nazım biçimidir.

 Divan şiirindeki müstezattan farklı özellikleri vardır.

 Klasik nazım biçimlerinden ve tek ölçünün bir örnekliliğinden

kurtuluş yeni biçimler ve ahenkler yaratmak düşüncesiyle

oluşturulan bu biçim, serbest nazıma geçişte

bir aşama olmuştur.

Mensur Şiir

 19. yüzyılın yarısında Fransa’da doğmuştur. Şinasi’nin

Fransız edebiyatından yaptığı çeviriler, mensur şiirin ilk

örnekleridir.

 Mehmet Rauf’un “Siyah İnciler”i, Yakup Kadri’nin Okun

Ucundan, Erenlerin Bağından” adlı yapıtları mensur şiir

türünden ürünlerdir.

 Ölçü ve uyağa başvurulmaz.

 Duygu ve hayallerin düzyazı biçimiyle şiirsel anlatılmasıdır.

 Bu yazılarda iç ahenk önemlidir. Servet-i Fünuncular

tarafından kullanılmış, fazla yaygınlaşmamıştır.

Serbest Nazım (Şiir)

 Ölçüsüz ve uyaksız yazılan, belli kurallara bağlı olmayan

şiirlerdir.

 Türk edebiyatında serbest nazım, cumhuriyetten sonra

gelişmiştir.

 Serbest nazmın ilk örneklerini Nazım Hikmet vermiştir.

NOT: Bu nazım biçimleri dışında “balat” adı verilen bir nazım

biçiminin de kullanıldığı belirtilmektedir. Çok az tercih edildiği

düşünülen bu nazım biçiminin özelliği 3 uzun 1 kısa bentten

oluşmasıdır.

E. ŞİİRDE TEMA

Konu: Üzerinde söz söylenilen, fikir yürütülen, yazı yazılan

herhangi bir olay, düşünce veya duruma konu denir.

Tema: Şiirde dile getirilen duygu, düşünce ve hayale tema

denir.

Şiir bir düşünce yazısı olmadığı için “tema” sözcüğünden

daha çok esrede dile getirilen duygu ve hayali anlamalıyız.

Şiirde tema kimi zaman bir aşk, ayrılık acısı, ölüm korkusu

gibi bireysel duygular kimi zaman da başka insanlar için

üzüntülerin yer aldığı toplumsal konuları da içerebilir.

F. ŞİİRDE GERÇEKLİK VE ANLAM

“Sanat ya da edebiyat, bir nevi gerçeğin yorumlanarak anlatılmasıdır.”

ifadesinden hareketle şiirde de gerçeğin değiştiğini

söyleyebiliriz.

Şiirdeki gerçeklik, somut bir anlayışla sınırlı değildir. Bu gerçeklik,

insanın sadece yaşadıklarıyla değil; sezgileri, tasarıları

ve izlenimleriyle de ilgilidir.

Şair, şiirinin her okuyanda farklı duygular uyandırmasını

amaçlar. Bu nedenle kelimelere yeni anlamlar yükler. Bu

anlamları okuyucu kendisi hisseder. Bu şekilde şiirde farklı

bir gerçeklik ortaya çıkar.

G. ŞİİR VE GELENEK

Şiir geleneği daha önce yaşamış şairlerin eserleriyle oluşmuştur.

Geleneği oluşturan şairler arasında sanat anlayışı

bakımından ilişki vardır. Halk ve aydın, tarihi akış içerisinde

kendi dilleriyle kendi şiir geleneklerini oluşturmuşlardır.

Bir toplumda kuşaktan kuşağa iletilen kültürel değerlere,

alışkanlıklara bilgi, töre ve davranışlara gelenek denir. Düğün

geleneği, mevlid geleneği, bayram geleneği… gibi.

Şiir geleneği daha önce yaşamış şairlerin eserleriyle oluşmuştur.

Geleneği oluşturan şairler arasında sanat anlayışı

bakımından ilişki vardır. Halk ve aydın, tarihi akış içerisinde

kendi dilleriyle kendi şiir geleneklerini oluşturmuşlardır.

Örneğin Murat Çobanoğlu, geleneği Türk edebiyatının başlangıç

tarihine dayanan halk edebiyatının bir temsilcisidir. O,

dörtlüklerle ve hece vezniyle şiir kozasını oluştururken içinde

yaşadığı kültürel ortamın etkisiyle farklı kavramlara ve kelimelere

yer vererek geleneğin içinde özgünleşmiştir.

Türk edebiyatında üç şiir geleneği vardır:

1. Halk Şiiri Geleneği ve Özellikleri

 Halkın içinden yetişmiş ve çoğu okur-yazar olmayan

sanatçılar tarafından oluşturulmuştur.

 Şiirler, sade bir halk Türkçesiyle söylenmiştir.

 Nazım birimi olarak dörtlük kullanılmıştır.

 Hece vezni kullanılmıştır.

 Kafiyeye önem verilmiştir.

 Aşk, tabiat, tasavvuf, yiğitlik gibi konular işlenmiştir.

 Şiirler hazırlıksız olarak söylenmiştir.

 Genellikle yarım kafiye kullanılmıştır.

 Gelenek usta-çırak ilişkisiyle bugüne kadar gelmiştir.

 Koşma, semai, varsağı, destan, ilahi, nefes, mani, türkü

gibi nazım şekilleri vardır.

 Halk şiiri geleneğinin en güçlü temsilcileri Karacaoğlan,

Âşık Seyrani, Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu, Yunus Emre,

Kaygusuz Abdal, Erzurumlu Emrah ve Gevheri’dir.

 Bu geleneğin son dönem temsilcileri arasında Âşık Veysel,

Murat Çobanoğlu, Âşık Reyhani, Âşık Şeref Taşlıova

ve Âşık Mahzuni’nin önemli bir yeri vardır.
1   2   3   4   5   6

Benzer:

Ders notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat iconDers Notları ÜNİte I

Ders notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat iconDers notlari I. ÜNİTE: cumhuriyet dönemi TÜrk edebiyati

Ders notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat iconD. E.Ü. GÜZel sanatlar fakültesi

Ders notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat iconDEÜ. GÜZel sanatlar fakültesi

Ders notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat iconGÜzel sanatlar fakültesi resim böLÜMÜ III. KİŞİLİk ve ruh bozukluklari

Ders notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat iconDers notlari

Ders notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat iconDers notlari

Ders notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat iconDers notlari

Ders notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat iconDers notlari

Ders notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat iconDers Notları Final Hinduizm


Sanat




© 2000-2018
kişileri
s.ogren-sen.com