Ders notlari


sayfa15/20
s.ogren-sen.com > Doğru > Ders
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   20

4.Dilencinin Özellikleri 

Türk edebiyatındaki divanlar esas alınarak yapılan taramalarda şiirlerde dilencilerin birtakım özelliklerinin dile getirildiği görülmektedir. Bu hususiyetleri şöyle tasnif etmek mümkündür (Dikmen-Çetin 2008: 530–533): 

4.1.Birilerinden bir şey talep etme:  Dilencinin en önemli vasfı, başkalarından yardım istemek, bir şeyler talep etmektir. 

4.2Üstü Başı Perişan Olma:  Dilencilerin insanların merhametini celbetmek için üstüne yırtık ve eskimiş elbiseler giymeleri geçmişten beri devam eden bir özelliktir. 

4.3.Kanlı Gözyaşı Dökme:  Dilencilerin insanların merhamet duygularını galeyana getirmek için gözyaşı dökmeleri özelliği de vardır. 

4.4.Yara-bere içinde Olma:  Dilencilikle meşgul olanların, insanların acıma duygularını harekete geçirmek için hasta ya da sakat numarası yaptıkları yahut hastalıklarını ve sakatlıklarını bu iş için aracı kıldıkları bilinen bir gerçektir. Hatta bazen bu durumu kötüye kullanan çetelerin çocukları sakat bırakıp kullandığı da görülmektedir. 

4.5.Başı Önde Olma:  Dilencilerin, başlarını öne ya da yana eğerek ellerini açıp istekte bulunmaları sıkça görülen bir manzaradır. Hayâlî'nin beytinde menekşe ile dilenci arasında böyle 27  bir hayal konu edilmiştir. Çünkü menekşe, botanik özelliği gereği çiçekleri yere doğru bakan bir çiçektir. Boynunun eğriliği ve şekli itibariyle başı önünde duran dilenci gibi düşünülmüştür. 

4.6.Âmâ Olma:  Bir kısım dilenciler insanları etkilemek için âmâ yürüme engelli, hasta vs. şeklinde görünürler. Bunun yanında gerçekten bu tarz rahatsızlıkları sebebiyle dilencilik yapmak durumunda kalan insanların sayısı da az değildir. 

4.7.“Allah Rızası için...” ifadesini Kullanmaları:  Dilenciler, muhatabının durumuna göre,”Allah rızası için fakire bir sadaka”, “Allah işini rast getirsin”, “Allah sevdiğine kavuştursun”, “Allah evladını bağışlasın” gibi klâsik dilenme cümlelerini sıklıkla terennüm ederler. Dua adına ne dilenirse dilensin, her cümlenin başına mutlaka “Allah” lafzı ilave edilerek dinî duygularistismar edilmektedir. Eski dönemlerde de dilencilerin, “Allah rızası için bir sadaka” sözünün karşılığı olan “Ģey'enlillâh” ifadesini kullandıkları görülmektedir. 

4.8.Etek Açıp Dilenme:  Beyitlerden anlaşıldığına göre dilenciler, eski dönemlerde de tas, kâse vb. malzemeler kullanmadan sadece ellerini ya da eteklerini açmak suretiyle bile dilenmişlerdir. 

4.9.Bayram Gibi Özel Günlerde Daha Çok Dilenme: Cami, türbe, mezarlık gibi dini duyguların sömürüleceği yerler, dilencilerin en gözde mekânları olarak dikkatleri çekmektedir. Aynı zamanda Cuma günleri, Ramazan ayı ve bayramlar adeta dilencilerin kutsal günleri gibidir”. 

4.10.Rol Yapabilmeyi Becerebilme:  Dilencilerin belki de en büyük özelliklerinden birisi rol yapmayı becerebilmedir. Sakat olmadığı halde sakatmış gibi davranma, konuşabildiği halde konuşamıyormuş gibi davranma ya da kör taklidi yapma, dilencilerin önemli özelliklerindendir.

4.11.Can Alıcı Sözcükler Kullanma:  Dilencilerin bir diğer niteliği kullanacağı sözcükleri iyi seçmesidir. Allah Rızası için, Peygamberin Hatırı için, Sevdiğiniz Hatırı için, Allah Gönlünüz Muradını Versin, Kızım Ölüyor, Ne Olur Boş Geçme Ablacım/Abicim, vb. ifadeler dilencileri sık sık kullandığı ama insanlar üzerinde etkili olan ifadelerdir. 

5.Dilencilere Ait Duygular 

Dilencilere ait duygular şu şekilde özetlenebilir (Dikmen-Çetin, 2008: 535): 

5.1.Kötü Söz İşitmeye Tahammülü Olmama:  İnsanlardan bir şey talep eden dilencinin, kötü muameleye tahammül edemediği beyitlerde söz konusu edilmiştir. Bazen dilencinin, adeta, karşısındaki kişiden kötü söz işitmektense hiçbir şey vermemesini tercih ettiği görülmektedir. 

5.2.Utangaçlık:  Dikkati çeken bir diğer duygu da, dilencilere utangaçlık duygusunun atfedilmesidir. 

5.3.Küstahlık:  Dilencilerin isteklerinin karşılanmadığı durumlarda küstah bir tavır sergilemelerinin söz konusu edildiği beyit, bunun adet haline geldiğini göstermektedir. Bu tutumun ardından da affedilmeyi bekledikleri dile getirilmektedir.” 

Günümüzde de dilencilik, özellikle büyük kentlerde, gelip geçenin fazla olduğu metro giriş çıkışı gibi genel yerlerde; cami önü, mezarlık, hastane bahçesi, parklar gibi toplumun duygusal olarak hassas olduğu alanlarda bireylerin duygusal yönlerine hitap ederek, icra edilmektedir. Dilencilerin varlığı o bölgelerde herhangi bir şekilde bulunan ya da gelip geçen insanları kimi zaman ilgilendirmezken kimi zaman da rahatsız etmektedir. Yardım isteme nedenleri, söyleme biçimleri ve görüntü olarak sergilenen durum önceden hazırlanmış bir senaryonun sahnelenmesi şeklindedir. Çeşitli görsel ve işitsel senaryolarla kazanç elde etme biçimi olarak bir meslek gibi dilenciliğin sürdürülmesi toplumsal hayatın örgütlenmesi içinde yer aldığını da göstermektedir. Toplumsal yaşamda bireylerin onurlu bir yaşamı sürdürebilmeleri için gerekli donanımların toplumun sosyalleşme süreci içinde kazandırılması gerçeği ile dilenciliğin süregelmesi hatta giderek daha fazla sayıda kişinin dilenmesi ve dilenci çetelerinin kurduğu düzenler çelişkileri yansıtmaktadır. Bu çelişkiler normlar geliştirerek norm dışı davranışlar için yaptırımlar uygulayan ya da uygulamak isteyen toplumlarda süregelen sapkın davranışlar gerçeği için de geçerlidir. (Canatan, 2008: 419) 

İnsanlar hayatları boyunca sürekli bir şeylere ihtiyaç duymaktadırlar. Kimi insan ihtiyaçlarını kendi karşılamakta, kimisi de ancak başkalarının yardımını almak suretiyle bu işi başarabilmektedir. Bu durum, temel ihtiyaçların karşılanmasında daha da önem kazanmaktadır. İhtiyaçların karşılanmasında başkalarının yardımını almanın bir yolu da dilenmektir. Dilencilik, tarihi bilinemeyecek kadar eski bir faaliyet alanı olup, topluma hayâca olumsuz etkiler yapan bir eylemdir. İnsanlar bir arada yaşamaya başladıkları tarihten itibaren bazı bireyler dilenmek suretiyle geçimlerini temin etmişlerdir. Bu da çoğu zaman, kazancının veya malının belli bir bölümünü başkalarıyla paylaşmak zorunda kalan diğer bireylerin rahatsız edilmeleri sonucunu doğurmuştur. 

Dilenciliğin ne zaman ortaya çıktığı konusunda bir fikir yürütmek çok zordur. İnsanoğlunun çalışmak için yeterli iş gücünü bulamadığı, ya da çalışabilecek imkânı olduğu halde daha kolay para kazanma anlayışı gibi çeşitli nedenlerle dilenciliğin en eski çağlardan beri var olduğunu söylemek mümkündür. 

Yoksul kesim toplumun ayrılmaz bir parçası olduğuna göre, yoksulla büyük bir bağ oluşturan dilencilik de varlığını sürdürmüştür. Devletlerin refah seviyeleri nispetinde toplum içerisinde sayıları azalıp, çoğalan dilenciler toplumun ayrılmaz birer parçası olmuşlardır. 

6.Dilenmenin Araçları

Dilenmek amacıyla işyerlerine ve evlere gidenler de vicdana hitap  yöntemini uygulamaya çalışsalar dahi, insanlar bu kişileri daha çok  “başlarından defetmek” eğilimi taşıyorlar ve ya hiç yardım etmiyorlar yada  çok az miktarlarda yardım ediyorlar; dolayısıyla bunlar, sokak dilencileri kadar başarılı olamıyorlar. Araştırma sırasında “başından defetme” amacını bir  çok esnaf açıkça ifade etmiştir. Sokak dilencilerine gelince, bunlar doğrudan  kişilerin vicdanlarına, acıma duygularına hitap etmekte ve isterse yardım  etmeden geçebilecek kişiyi bu şekilde kendilerine yöneltmektedirler. Bu arada  bazı araçları dilenciliği kolaylaştıran unsurlar olarak kullanılmaktadır. Bu  araçlar o kadar etkili olmaktadır ki, dilencileri takip işiyle ilgilenen ve  yakaladıkları dilencileri, dilenmekten alıkoyan ve  evlerine/memleketlerine  gönderen zabıta görevlilerinin birçoğu, yakaladıkları dilencilere bazen çok  acıdıklarını ve bizzat kendilerinin de yardım ettiklerini ifade etmişlerdir.  Dilenciler tarafından  en yaygın biçimde kullanılan araçlar şunlardır: 

6.1- Fiziksel/zihinsel özürler: Dilencilerin ifadelerinden anlaşıldığına  göre, insanlar en çok dilencinin fiziksel özürlü oluşundan etkileniyor ve  yardım ediyorlar. Dolayısıyla bir dilencinin fiziksel/zihinsel özürlü oluşu  dilenme işini başarıyla yürütmesine  önemli imkanlar sunmaktadır. Özürün  büyüklüğü ve dolayısıyla normal yaşam sürmeyi engeller nitelikte olması,  insanları yardıma daha güçlü olarak sevk etmektedir. Aynı zamanda yardım  miktarının artmasına yol açmaktadır. Araştırma sırasında, bazı dilencilerin kendilerini özürlü kılmaya veya öyle görünmeye çalıştıkları tespit edilmiştir. Bunun en yaygın biçimini kol veya bacağı özürlü gibi (kırık, çıkık) göstermek veya yine kol veya bacakta kötü görünümlü büyükçe bir yara oluşturmak teşkil etmektedir. Araştırmam sırasında, iki gözü de kör taklidi yapan bir erkek dilenci tespit edilmiş; bu dilenci zabıta merkezine götürüldüğünde, durumunun anlaşılacağını fark edince, kör olmadığını ama epilepsi hastası olduğunu ifade etmiştir. Yine aynı şekilde, otogarlarda hareket etmek üzere olan otobüslerdeki yolculardan ellerindeki yazılı kâğıtlar veya hastalık raporları aracılığıyla  yardım isteyen ve genellikle konuşamayan hasta taklidi yapanların genelde  böylesi bir rahatsızlıkları olmadığı tespit edilmiştir. Bunlardan birisi “yardımseverlerin” sorularından kurtulmak için konuşamayan taklidi yaptığını  ifade etmiştir.   Dilenmeyi kolaylaştırmak ve geliri artırmak için, özellikle vücutta kötü  görünümlü büyük yara oluşturma işleminin gerçekte özürlü olmayanlar tarafından yoğun olarak uygulandığı anlaşılmaktadır. Bunu sağlamanın en yaygın biçimini ise, vücudun yaralı görünmesi istenen kısmına yaş kavak ağacının kabuğunun birkaç gün sarılması oluşturmaktadır. Böylelikle, kolay ve acısız bir  şekilde, oldukça kötü görünümlü bir yara oluşturulabildiği bazı dilenciler tarafından ifade edilmiştir.  

6.2- Fiziksel/zihinsel özürlü birisiyle birlikte dilenmek:  Bazı dilenciler, yardımseverlik duygularını harekete geçirmek için   fiziksel/zihinsel özürlü eşini veya çocuğunu dilenmenin aracı olarak kullanmaktadır. Bazıları ise böylesi özürlü birisiyle bir ekip oluşturarak dilenmektedir. Bu durumun bir örneği olması açısından belirtmek gerekirse; iki gözü de görmeyen 70 yaşlarında bir dilencinin aslında eşi olmayan bir kadının yardımıyla dilendiği  tespit edildi. Kadın, yardımlarını istediği insanlara, görme özürlü erkeğin kocası olduğunu ve ona bakmaktan çalışamadığını söylemekteydi. Anlaşıldığı kadarıyla, akşam olunca, gün boyunca dilenerek topladıkları parayı eşit olarak paylaşıyorlardı. 

6.3- Küçük yaştaki çocukla birlikte dilenmek: Dilenciliği bir meslek olarak algılayan kimselerin en yaygın kullandıkları dilenme aracı çocuktur. Çocuğun yaşının küçüklüğü, insanların yardımseverlik duygularını daha kolayetkilediği için, mevcut çocukların en küçük yaşta olanı dilenme aracı olarak seçilmekte, eğer dilenme zamanı kış mevsimi ise çocuğa çok ince giysiler giydirilmekte ve ayakları çıplak tutulmakta veya mevsim yaz ise çocuk kaldırıma, taş veya betonun üstüne yatırılarak insanların etkilenmesi sağlanmaktadır. Son zamanlarda gittikçe yaygınlaşan bir dilenme biçimi de saçları kazıtılan ve ağzına maske takılan çocuklarla dilenmedir. Bu şekilde çocuğa lösemi hastası görünümü veren üç dilenciyle görüşülmüştür. Çocukların üçü de gerçekte hasta değildi; anneleri (veya anneleri görünümündeki kadınlar) zabıta merkezinde bunu açıkça ifade etmişlerdir.

6.4- Dinsel söylemler ve görünümler: Yardımlaşmanın dinsel önemi ve  din tarafından teşvik edilmesi nedeniyle, dilencilerin sözlerine dinsel bir içerik  kazandırdıklarına herkes şahit olmuştur; “Allah rızası için” ifadesi  söylemin  en yaygın biçimini oluşturmaktadır. Ancak, bazıları etkiyi daha da artırmak  için “çocuğunun, sevdiğinin başı için”, “sevdiklerinin sadakası için” gibi ifadeleri de yaygın olarak kullanmaktadır. Fakat çoğu kimsenin bilmediği daha ilginç bir durum araştırma sırasında tespit edilmiştir. Tespit edilen şudur: Son yıllarda toplumda “türbanlı” olarak tanımlanan “tesettürlü” bayanların çoğalması ve bu dinsel görünümün toplumda yaygınlık kazanması nedeniyle, bazı kadın dilenciler “türbanı” ve “tesettürlü” kadınların giysisi olan pardösüyü  bir dilenme aracı olarak kullanmaktadırlar. Bunlar daha çok evlere giderek dilenmeyi tercih etmektedirler. Araştırma bulgularına göre, bu kimselerin dilenme işini böylesi görünümle yapmalarının amacı  şudur: Dilenciler genellikle görünümleriyle toplum tarafından kolay tanındıkları için evlere gittiklerinde yardım alamamakta veya küçük miktarlarda yardım almaktadırlar

7.Dilenmenin mekânları 

Türkiye’deki dilencilerin en yaygın olarak tercih ettikleri dilenme mekânları şuralardır:  

7.1- Sokak ve caddeler, cami önleri ve mezarlıklar. 

7.2- Tren istasyonları, otogarlar ve otobüsler. 

7.3- Evler ve işyerleri: Özellikle ev veya işyerlerine giderek yardım isteyen dilenciler içerisinde,  asıl amacı dilenmek olmayan, dilenci görünümü altında ev veya işyerinde herhangi bir kimsenin bulunup bulunmadığını tespit amacı taşıyan ve eğer kimse yok ise oraya hırsızlık amacıyla girenlerin olduğu, Emniyet yetkilileri tarafından belirtilmiştir. 

7.4- Üst veya Alt geçitler: Daha çok büyük kentlerde karşılaşılan bir  dilenme mekânıdır. Geçiş alanının dar olması daha çok kişinin dil dilenciyle karşılaşmasını sağlamakta ve bu durum yardım edenlerin sayısında artışa neden olmaktadır.

Belediye araştırdı: Dilencilerin yüzde 99’u ihtiyaç sahibi değil!

http://cdncms.zaman.com.tr/2013/01/06/dilenci.jpg

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı dilenci takip ekiplerinin 2012 yılında yaptıkları çalışmalardan çarpıcı sonuçlar çıktı.Zabıta Daire Başkanlığı, bir yıl içinde 4 bin 936 dilenciyi yakalayarak hakkında işlem başlattı. Çoğu kadın olan bu dilencilere Kabahatler Kanunu’na göre toplam 386 bin 786 lira para cezası kesildi. Yakalanan dilencilerin üzerlerinden çıkan 32 bin 695 TL ise devlete aktarıldı. 2012 yılında yapılan denetimlerde bir dilencinin üzerinden çıkan en yüklü para 3 bin 580 lira olarak kayıtlara geçti. Zabıtanın incelemelerine göre dilencilik yapanların yüzde 99’unun ihtiyaç sahibi olmadığı, sadece dilenciliği kolaydan para kazanma yolu olarak gördükleri ortaya çıktı. Dilenciliği meslek edinenlerin daha fazla para kazanabilmek için kalabalık şehirleri tercih ettiğini belirten Zabıta Daire Başkanı Mustafa Tahmaz, İstanbul’da dilencilik yapanların yüzde 98’inin çeşitli illerden geldiğini ifade ediyor. Gerçek ihtiyaç sahiplerine başta belediyeler olmak üzere hem devlet hem de sivil toplum kuruluşlarının yardımcı olduğunu ifade eden Tahmaz, sokakta dilenen istismarcılara karşı dikkatli olunması uyarısında bulunuyor. Avrupa yakası Zabıta Müdürü Bahtiyar Yılmaz ise “Günümüz şartlarında asgari ücretle çalışan bir insan ayda ortalama 850 TL kazanabilmekte. Yani normal bir çalışan günlük olarak yaklaşık 30 TL kazanabiliyor. Oysa bir dilencinin günlüğü 150-200 liraya kadar çıkabiliyor.” diyor.(ZAMAN GAZETESİ,O6.01,2013)

KIRIKKALE’DE DİLENCİLİK OLGUSU

Kırıkkale ili kent merkezinde yer alan Zafer,Vatan,Hürriyet caddelerinde dilenen dilenciler ile anket yapılan anketlerle görüşmeler sonucunda alan araştırması gerçekleştirilmiştir.Bu caddeler üzerinde dilencilerin kendilerine mesken olarak seçtikleri yerler,genellikle halkın yoğun olarak kullandığı kamusal alanlardır. İş merkezi önleri,pasaj önleri,ekmek fırını ya da market önleri dilencilerin cadde üzerinde en fazla işgal ettikleri alanlardır. Cadde üzerinde yer alan camiler ise özellikle Cuma günleri dilenciler tarafından yoğun olarak toplanılan alanların başında gelmektedir. Dilencilerin halk açısından ise nasıl anlaşıldığı pek açık değildir. Özellikle namaz çıkışlarında hemen hemen her vatandaşın dilencilere sadaka verdiğini çok rahat bir şekilde gözlemleyebilirsiniz. İbadetten sonra “Allah kabul etsin” sözünü duyan cami cemaatinin çoğunun buna karşılıksız kalmadığı açık. Cadde üzerinde gelip geçenlerin ise dilencilere pek aldırdıkları olduğu söylenemez. El açan dilencilerden sürekli olarak uzak durulması, karşıdan görüldüğü takdirde yürüyüş istikametinin değiştirilmesi ve bunun gibi durumlar artık çok normal karşılanmaktadır. Belki de bu yüzden dilenciler özellikle halkın yoğun oldukları kamusal alanlarda toplanma gereği duymaktadırlar. Caddeler üzerinde hemen hemen her 100 metrede bir karşınıza çıkan dilenciler genellikle ya oturmuş vaziyettedirler ya da başları önlerine eğik, el açıp sizden sadaka istemektedirler. Kadın dilencilerin ise dilenme adına en büyük silahları sahip oldukları çocuklarıdır. Genellikle her kadın dilencinin yanında küçük bir erkek ya da kız çocuğu bulunmaktadır. Bu çocuklar, dilenci kadınların kucaklarında ya uyur haldedirler ya da başları öne eğik, elleri açık ve annelerine sığınmış vaziyettedirler. Küçük kız çocuklarının çoğunlukla başları örtükken erkek çocuklarının kıyafetleri gelen de yoktur, yani daha doğrusu alt tarafları çıplak haldedir. Çoğu dilenci çocuğunun ayakkabısı da yoktur. Yazın ayaklar tamamen çıplakken, kışın lastik botlar giyilmektedir. Kış aylarında dilenciler genellikle yaz aylarına göre daha az ortada görünmektedirler. Zaten “kışı nasıl geçirirsiniz” sorusuna çoğu dilenci “evimde ısınarak” cevabını vermiştir. Yine kış aylarında dilencilerin fırın önlerinde ya da kapı girişlerinde yoğunlaştıkları görülmektedir.

 Kırıkkale’de bazı dilencilerle yapmış olduğumuz görüşmeler ve  bazı dilencilerin hayatları.
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   20

Benzer:

Ders notlari iconDers notlari

Ders notlari iconDers notlari

Ders notlari iconDers notlari

Ders notlari iconDers Notları ÜNİte I

Ders notlari iconDers notlari birinci Gün 7

Ders notlari iconDers Notları Final Hinduizm

Ders notlari iconDers notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat

Ders notlari icon” Ders Notları Öğr. Gör. Osman albayrak

Ders notlari iconDinler tarihi ders notları final yahudilik

Ders notlari icon” Ders Notları Öğr. Gör. Osman albayrak


Sanat




© 2000-2018
kişileri
s.ogren-sen.com