Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski


sayfa1/5
s.ogren-sen.com > öykü > Evraklar
  1   2   3   4   5
Mardin

Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski Hıristiyan topluluğu Süryanilerin köklü kültürü ve çeşitli uygarlıkların izleriyle bezenen Mardin’de engin hoşgörü şehrin ötesine ulaşmaktadır. Ezanların Çanlarla kardeşçe ve birlikte yankılandığı bu medeniyetler şehrini görmek istemez misiniz.

Mardin Tarihi




http://www.mardinmuzesi.gov.tr/images/menu_sag.jpg




Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki bölgede, tarih boyunca pek çok medeniyet yerleşmiştir. Mezopotamya, Paleolitik ve Neolitik dönemden itibaren iskan görmüştür. Mardin ili ve civarında yapılan araştırmalarda, tespit edilmiştir. Daha sonraki dönem olan ve kent devletlerinin kurulduğu; yazının, takvimin ve çarkın ortaya çıktığı Uruk Dönemi (İ.Ö. 3500-3000) Mardin İlinde yapılan Girnavaz Kazısında ve çevre yerleşmelerde açığa çıkarılmıştır. Mardin ili Dargeçit ilçesinde yapılan yüzey araştırmasında ise tespit edilen Boncuklu Tarla, önemli bir Neolitik dönem yerleşmesidir. Yazılı kaynakların ortaya çıkması ile Mardin Bölgesi hakkında bilgiler artmıştır. Akad Kralı Naramsin’e ait, Diyarbakır Pir Hüseyin’de bulunan yazıta göre; kral yaptığı seferde, Mardin üzerinden olan ve daha sonra Romalılar tarafından da kullanılan antik yolu kullanmış olmalıdır. Yukarı Habur Bölgesi’nde yer alan Tell Brak, Tell Leilan ve Mardin sınırının hemen güneyinde Mardin’den de görülen Tell Mozan yerleşmelerinde bulunan yazılı kaynaklar, bu dönemde Mardin Bölgesi hakkında bilgi vermektedir. Bu dönem için Mardin bölgesi Subartu Ülkesi olarak gösterilmekte ve Hurrili halklar yaşamaktadır.

Eski Assur-Eski Babil dönemi boyunca Kuzey Mezopotamya’daki Mari Sarayı’nda bulunmuş olan tabletlerde de Mardin bölgesi anlatılmıştır. Mardin’in yaklaşık 50 km. güneyindeki Tell Leilan’da açığa çıkan metinlere göre Şamsi Adad’ın oğulları, Işme-Dagan ve Yasmah-Addu, Ması/Masius-Tur Abdin kuzeyindeki bölgelerde hareket etmişlerdir. Bu döneme ait buluntular Mardin Girnavaz kazısından buluntularla desteklenmektedir.

İ.Ö. 1600’lerde kurulan Mitanni Devleti’ne ait buluntular da Mardin çevresi yerleşmelerde ortaya çıkmıştır. Mitanni Devletinin başkenti olan Waşukkani’nin yeri henüz tespit edilememiştir ancak bölgemizin içinde veya çevresinde olduğu düşünülmektedir. Bu dönemde (İ.Ö. 1370) Hititlere ait Boğazköy metinlerinde de bugün Tur Abdin olarak bilinen dağlar Kaşyari Dağı olarak ilk kez karşımıza çıkmakta ve bölgenin tarihi coğrafyasını göstermesi açısından önem taşımaktadır. Daha sonraki Mezopotamya kaynakları da Kaşyari Dağı hakkında bizleri aydınlatmaktadır ve (İ.Ö. 669-629) Assurbanipal devrine kadar Kaşyari adının geçtiği belgeler bulunmaktadır.

Daha sonra ki Assur dönemi metinlerinde de bölge tarihi hakkında bilgiler vardır. Bunlardan en önemlisi II. Assurnasirpal’in (İ.Ö.884-858) bölgeye yaptığı seferde, Matiate’yi (bugünkü Midyat) aldığından bahsettiği metindir. Bu dönemde bölgeye yapılan seferlerde izlenen yolların bir kısmı Mardin bölgesinden geçmektedir. Bu yollardan bir tanesi Assur’dan çıkıp Midyat, Savur üzerinden Diyarbakır’a giden yol, diğeri de Assur’dan Nusaybin’e gelen, buradan ikiye ayrılan yoldur. Bu yoldan biri Çağçağ Nehri boyunca Midyat’a devam etmekte, diğeri de Nusaybin’den Mardin vadisine devam edip Savur’a gitmektedir. Assur’dan gelip Nusaybin’den geçen ve Mezopotamya ovasında devam eden ve bugün İpek Yolu olarak bilinen yol da o dönemde kullanılmış olmalıdır. Bu dönemi anlatan tabletler Nusaybin ilçesinde Girnevaz kazısında bulunmuş ve müzemizde sergilenmektedir.

Mardin bölgesi Assur’dan sonra Pers, Hellenistik, Roma, Bizans, Araplar, Artuklu, Selçuklu, Osmanlı Dönemi'ne ilişkin birçok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir. Mardin'de Bizanslar 640 yılında Hz.Ömer'in kumandanlarından İlyas Bin Ganem'in işgaline kadar varlıklarını devam ettirmişlerdir. Mardin ve çevresi, 692'de Emeviler'in, 824'te Halife Memnun zamanında Abbasiler'in hakimiyetine girmiştir. Bu dönemde İslamiyet hızla yayılmıştır. 885-978 yılları arasında buralarda hüküm süren Hamdaniler'in kaleyi kesin olarak zapt edişleri 895 yılına rastlar.


Doğal olan kalenin bazı yerlerine surlar yaptırarak bazı yerlerini de onararak günümüze kadar dimdik kalmasını sağlamışlardır. 990 yılında ancak Musul'da tutunabilen Hamdaniler'in topraklarını birer birer ele geçiren Mervaniler, Mardin'i de zapt ederler. Mardin ve çevresinde çarşılar, camiler yaparak onarımlarla İpek yolu üzerinde bulunan bu önemli şehri ticari açıdan canlandırırlar. Mervaniler Devleti, Nusaybin'de 1089'da Selçuklular'a yenilerek onların hakimiyeti altına girer. Artuklular'dan İl Gazi Bey Mardin'i 1105'te ele geçirerek devletin başkenti yapar. Bu devletin 304 yıllık egemenliği sürecinde çok sayıda tarihi cami, medrese, hamam ve kervansaray yapılmış, birçok cami, medrese ve manastır onarılmıştır. Timur, Artuklular döneminde 1393'te Mardin Kalesini kuşatıp işgal etmeye çalışsa da başarılı olamaz.16.yüzyılın başında Akkoyunlular'ı egemenliğine alan Şah İsmail güçlü bir Şii devleti kurmayı başarır. Bu dönemde Anadolu'ya girip Şiiliği kabul etmeyenleri zalimce öldürmekten geri kalmaz. Bu durumu gören Mardin hakimi, şehri zulme ve yağmalamaya karşı, halkı korumak için kalenin anahtarını kan dökmeden Şah İsmail'e teslim eder. Mardin kesin olarak Osmanlıların eline geçmesi Mısır seferini düzenleyen Yavuz Sultan Selim zamanındadır. (1517) 1923 yılında Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Mardin il statüsüne kavuşmuştur.

‘MARDİN ADI’

“Mardin” isminin ortaya çıkışıyla ilgili çok şey anlatır. Bunların pek çoğu bilimsel tespitlere dayanmasa da halk ağzında ve birçok metinde farklı hikayelerle karşımıza çıkar. Bunlardan bazıları şu şekildedir;

“…İslam’ın ilk dönemlerinden günümüze kadar pek çok tarih ve coğrafya kaynaklarında ve sözlüklerde Maridin olarak tespit edilmiş – “Maridin” kelimesi “Marid” kelimesinin çoğuludur diye kitaplara geçmiş. Marid ise, edip karşı gelen, çetin manalarına gelir; aynı zamanda Süryani dilinde de “Kale” manasında kullanılmaktadır. Yakut’un iddiasına göre Mardin adını almasının hikayesi şöyle: Bu kaleyi inşa eden zat, çok uğraşmasına rağmen ele geçirmek istediği iki kaleyi ele geçiremeyince şair Zübba: “Marid çetin çıktı, Ablak da izzetli…” demişti. Bu söz, kralın çok hoşuna gitmiş ve çetinlik, yücelik ve güç ifade eden bu Marid kelimesini, inşa ettiği bütün kale ve korunaklara vererek “bir tane değil, benim birçok çetin ve alınamaz kalelerim var” manasında buraya Maridin demişti. İşte bu nedenle o tarihte eski şehri oluşturan ve çevresinde bulunan iç içe kale ve korunakların hepsine ayrıca bu isim de kullanılıyordu. Nitekim o zaman Aramice deniyordu, yani kaleler… Araplar da bu isme işaret olarak o kelimeyi Maridun ve Maridin şeklinde kullandılar. Aramice Arapça’da kullanılan bu iki kelime, çok eski zamanlara dayanan ve İslam’dan çok önce de birbirine yakın lehçelerde kullanılmış. Mesela Augost Dergisinde “Miridé”, Ortlios elyazmasında “Maride” ve Ptolomée’de “Mardé” şeklinde kullanılmıştır. (Mardin Tarihi, Dr. Hasan Kamil Şümeysani, sy. 19-20)

“A. Dupre ve J. Von Hammer, Mardin’e MARDE denildiğini, bu Marde adını eski Yunan coğrafyacılarının da kullandıklarını belirterek, bu kelimenin orijinin “SAVAŞÇI BİR KAVİM OLAN MARDE”lerle ilgili olduğunu, Hammer’e göse ise, MARDE’lerin İran hükümdarlarından Arşedir (226-241) tarafından buraya yerleştirildiklerini anlatır.

Din, adındaki bir İranlı zahidin, Mardin’in bulunduğu dağın tepesine yerleştiği orada ibadetle vakit geçirdiği, zamanla şöhretinin Horasan’a ve Doğu’nun diğer ülkelerine yayıldığını, bir gün, Heraklius tarafından gönderilen bir kumandanın, buraya gelerek zahidle, önce dostluk kurup, sonra da, onu öldürdüğünü, buraya bir kale inşa ettirdiğini, daha sonra kızının da bunun karşısına bir kale yaptırdığını “DİN” öldü manasına gelen Arapça “METE-DİN”den de, Mardin kelimesin türetildiğini ve bunun bir halk rivayeti olduğunu belirtir.

Onun, Mardin’in kuruluşuna dair naklettiği uzun rivayetin enteresan bir tarafı da, Mardin ve Kal’ıt Mara kalelerinin birlikte kurulduğu keyfiyetidir.

Süryani kaynaklarına dayanarak vücuda getirilen diğer bir makalede, İran’lı Şehzade yerine İ. S. 309’da Mardin’e Şah Buhari adındaki bir İranlı Kumandan gelir. Oniki sene kadar oturur, bu mahallin imari ile uğraşır. Onun bu çalışması uzun yıllar devam eder, sonra halk bir veba salgını neticesinde tamamen ölür. Süryani kaynaklarından faydalanıldığı belirtilen makalede, İranlı Zahid ve Romalı Kumandan hikayesi bu olaydan yüzyıl sonra cereyan etmiş gibi gösterilmiştir.

Romalı kumandan burada bir büyük kale yaptırmıştır, denilmektedir. Her iki rivayet incelendiğinde, bunlardan Mardin’in Romalılardan önce, İranlılar tarafından iskan edilmiş olduğu ifadesi ortaya çıkar. Şah Buhari denilen zat, Meşhur Sasani Hükümdarı 2. Şapur (309-379) olmalıdır. Şapur kelimesi orta Farsça’da ŞAHPUR’dan gelmekte olup “Şehzade” anlamını taşır. Romalılara karşı giriştiği uzun savaşlar esnasında 2. ŞAPUR, Nusaybin’ ve İmparator 2. Costantinus (337-34) tarafından tahkim ettirilen Amid (Diyarbakır)’i zaptetmiş, bütün yukarı Mezopotamya’nın doğu, yarısını eline geçirmiştir. Bu arada Mardin’i de ele geçirmesi tabiidir.

Diğer taraftan VI. Yy. ortalarında Mardin’in Romalı bir kumandan tarafından tahkim ettirilip burada bir de kale yaptırması, Justinianus (527-565) zamanında bu havalide girişilen faaliyetlerle ilgili olsa gerektir.

Yine Süryaniler, Mardin’in halk arasındaki telaffuzunun Merdin olduğunu, bunun da Süryani dilinde KALE anlamına gelen MARDO’nun çoğulu olduğunu bildirerek bu havalide bulunan dört meşhur kaleyi sayarlar. Bunlardan ilk ikisi “MARDİN” ve “KAL’IT-MARA” kaleleri, diğer ikisi de Mardin’in bir saat kadar güneydoğusundaki DEYR-İLZA’FARAN manastırının gerisindeki sırtlarda bulunan iki kaledir. Kanaatimizce bu, MARDİN kelimesi ile ilgili izah tarzlarının en mantıklısı olmalıdır.”


A-Mardin İlinin Jeolojik Yapısı:

Mardin 8891 km², yüzölçümü ile 36 55 – 38 51 Kuzey Enlemleri ve 39 56 – 42 54 Doğu Boylamları arasında yer alır. Mardin İl topraklarının % 4.8 ini kaplayan dağlar doğu-batı istikametinde uzanır ve ovadan ortalama 600 metre yükseklikte çok geniş bir kütle oluşturur. Yükselti bazı kesimlerde 1000 metre üzerine çıkar. Mardin’in yüzölçümü 8.891 km², yüksekliği ise 1.082 metredir Dağlar genellikle çıplaktır. Büyük bölümü kalkerli olduğundan çatlaklar ve yarıklar oluşmuştur. Yüzey suları çatlaklardan dibe çekilmekte ve ovalara yakın platolarda yüzeye çıkmaktadır. Killi ve kireçli yapılı topraklarda Mardin, Mazıdağı, Derik, Midyat, Savur ve Nusaybin'in yükseklerinde meşe ağaçlarına rastlanır. Dağların kalkerli kesimleri Hızla aşınarak platolara dönüşmüştür.Bu platolar yer yer yüzeye çıkan lavlarla kaplıdır. Mardin'de Gümüş Çayı. Çağçağ suyu ve Savur Çayı yanı sıra Seyhan Deresi ve Yeşilli Gülzar Deresi bulunmaktadır. Dicle ve Fırat nehirlerinin kolları il topraklarında koridor oluşturmuştur. Dicle Vadisi ile Kızıltepe, Mardin ve Nusaybin Ovaları mevcuttur.

B-Mardin İlinin İklim Yapısı:

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kara/akdeniz iklim türü hâkimdir; doğusu kara ikliminin, batısı ise daha çok akdeniz ikliminin etkisindedir. Yıllık yağış miktarı kuzeyden güneye doğru azalmaktadır. Toros Dağları dış eteklerinde ve yüksek yerlerde yıllık ortalama yağış 1200–1300 mm. iken, alçak bölgelerde 300 mm.ye kadar düşmektedir. Bölgede ortalama buharlaşma 1500–2500 mm. arasında, yıllık ortalama sıcaklık 12º-18º arasında değişmektedir. Nem oranı yaz ve kış ayları arasında büyük farklılık göstermektedir; yıllık ortalama nem oranı % 42’den (Şırnak) % 65’e (Savur) kadar değişmektedir. Yaz ayları ile sınırlı olmayan uzun ve kurak bir dönem vardır, hatta çok nadir de olsa bu süre 10 aya kadar çıkmaktadır. Bölgede en sıcak ay ağustos, en soğuk ay ocak ayıdır.

Mardin’in iklimi üzerinde kuzeydeki yüksek dağlar etkili olmaktadır, kış döneminde oluşan yüksek basınç alanı kış aylarının soğuk geçmesine yol açmaktadır. Bir yanda güneydeki çöl ikliminin etkisi altında olması diğer yandan kuzeyindeki yüksek dağların serin hava kütlelerinin bölgeye girişini engellemesi nedeniyle Mardin’in kuzeyinde yazlar çok sıcak geçerken karasal iklimin tipik özellikleri görülür. Ancak Derik, Nusaybin ve Savur ilçelerinde pamuk fındık ve zeytin gibi ürünlerin yetişmesi yörede mikro iklim özelliklerinin hüküm sürdüğünü göstermektedir.

Meteorolojik verilere göre Mardin’de yağışlar en fazla mart ayında düşmektedir; en yüksek sıcaklık ortalama 42,5 ºC ile temmuz ayında, en düşük sıcaklığın ortalama-14,0ºC ile şubat ayında olduğu tespit edilmiştir. En yüksek nem oranı % 76,1 ile ocak ayında ölçülmüştür. Mardin’de yıllık ortalama güneşlenme süresi 3000 saatten fazla olup 3250 saate yaklaşan alanlar bulunmaktadır; yıl boyunca günde 8-9 saat güneşlenme süresi devam etmektedir. Fotosentez için gerekli olan (en az +5 ºC) sıcaklık Mardin’de 294-332 gün arasında değişmektedir; bu durum yılda 2–3 ürün almayı mümkün kılmaktadır.

Mardin, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Dicle Bölümü'nde yer alan bir ildir. Suriye ile sınır komşusudur.Mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. Mardin farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dini eserler barındırmaktadır. Mardin, İpek Yolu güzergâhında olup, ilde beş han ve bir kervansaray mevcuttur.

Mardin ismi hakkında değişik rivayetler vardır. Kelimenin Farsça, Yunanca, Arapça veya Süryanice olduğu söylenmektedir.[kaynak belirtilmeli]

Konu başlıkları

1 Coğrafya

    • 1.1 Konum

    • 1.2 İklim

  • 2 Ekonomi

  • 3 Nüfus

  • 4 Yönetim

    • 4.1 Yerel yönetim

  • 5 Altyapı

    • 5.1 Ulaşım

    • 5.2 Sağlık

    • 5.3 Eğitim

  • 6 Kültür ve sanat

    • 6.1 Etkinlikler

    • 6.2 Müzeler

    • 6.3 Manastırlar ve kiliseler

    • 6.4 Kaleler

    • 6.5 Camii ve medreseler

    • 6.6 El sanatları

    • 6.7 Spor

  • 7 Yapılar

  • 8 Fotoğraf galerisi

  • 9 Ayrıca bakınız

  • 10 Kaynakça

  • 11 Dış bağlantılar

Coğrafya

Konum

Mardin ili Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Dicle Bölümü'nde yer alır. Suriye ile sınır komşusudur. Güneyinde Suriye, batısında Şanlıurfa ili, kuzeyinde Diyarbakır ve Batman illeri, kuzeydoğusunda Siirt ili ve doğusunda Şırnak ili bulunur.
  1   2   3   4   5

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski iconKitap Adı: Tarihin Büyük Sırları

Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski icon1. Eski Yunan İktisadi Düşüncesi

Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski iconOkumayı seviyorum. Bugün okuduğum sayfa sayısı

Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski iconHali-kiLİm ve eski kumaş desenleri anasanat dali

Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski iconNedeniyle Moskova'ya taşındı ve orada sanat eğitimine başladı. Bu...

Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski iconAydin, Bati Anadolu Bölgemizde tarih ve uygarligin izlerini tasiyan,...

Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski iconForbes Dergisi tarafından bugün dünyanın en değerli markası olarak...

Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski iconFethiye, Turkiye’ nin Ege Bolgesindeki Mugla ilinde bulunan 12 ilcesinden...

Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski iconGAÜ 1985 yılında kurulmuştur. Yedi öğrenci ile küçük bir başlangıç...

Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski iconYayımlandığı R. Gazete Tarihi


Sanat




© 2000-2018
kişileri
s.ogren-sen.com