Bcal bahçELİevler cumhuriyet anadolu lisesi -İlk uygarliklar -vedat akbulak


sayfa1/3
s.ogren-sen.com > Ekonomi > Evraklar
  1   2   3

BCAL (BAHÇELİEVLER CUMHURİYET ANADOLU LİSESİ –İLK UYGARLIKLAR -Vedat AKBULAK

ANADOLU ÇEVRESİNNDE KURULAN UYGARLIKLAR:



MISIR UYGARLIĞI

      Mısırlılar Nil’in kendi hayat yaşamları için sağladığı faydalar karşılığında ona hayat veren anlamına gelen “hapi” adını vermişlerdir.

Nil Nehri Mısır’a haya verir, ülkeyi çöl olmaktan kurtarır. Mısır’ın etrafının çöller ve denizlerle çevrili olması kendine özgü bir uygarlık olmasında etkili olmuştur.
Mısır’ın siyasi tarihi MÖ 4000 yıllarında Kral Menes’in siyasi birliği kurmasıyla başlar. Kral Menes ile birlikte Mısır’da Firavunlar devri başlamıştır.

Mısır Krallığı “nom” adı verilen kent devletlerinin birleşmesiyle oluşmuştur.
Not: Dünyada ilk siyasi birliğin Mısır’da sağlanması önemli bir gelişmedir.
     Ünlü tarihçi Herodotos, “Mısır, Nil Nehri’nin bir armağanıdır.” Demiştir. Mısır,  Nil Nehri’nin akış yönüne göre Aşağı (Kuzey) ve Yukarı (Güney) Mısır olmak üzere ikiye ayrılmıştır.

     Mısır tarihi; eski, orta ve yeni uygarlık olmak üzere üç kısma ayrılır.

     Eski İmparatorluk döneminde Mısır’ın sembolü olan piramitler yapılmıştır.

     Orta İmparatorluk döneminde imar ve sulama işlerine önem verilmiştir.

    Yeni İmparatorluk döneminde Suriye ve Filistin’i ele geçirmek isteyen Firavun II. Ramses Hititlerle Kadeş Savaşı’nı yapmıştır. İstenilen sonucun alınamaması üzerine tarihte bilinen ilk yazılı antlaşma olan Kadeş Antlaşması’nı Hititlerle yapmışlar.

    Mısır medeniyeti kendine özgüdür. Mısır uygarlığını diğer uygarlıklardan ayran en önemli özelliği; dışarıdan etkilenmeden, kendine özgü özellikleriyle var olması ve gelişmesidir.
    Mısır Uygarlığında Toplumsal Hayat:

     Mısır’da yönetim mutlak bir krallıkla yönetiliyordu. Krala,  firavun denirdi ve aynı zamanda tanrısal bir gücün olduğuna inanırlardı. Söyledikleri her söz tanrı buyruğu sayılır, yasa olarak kabul edilirdi. Krallık babadan oğla geçerdi.
Halk:

Mısr’da halk;

    -rahipler

   -askerler

   -şehirliler

  - tüccarlar,

   -zanaatkârlar,

   -çiftçiler ve köleler olmak üzere sınıflara ayrılırdı.

Bunlar içinde firavunlar en üst sınıfı, köleler ise en alt sınıfı oluştururdu. Köleler hiçbir hakka ve hukuka sahip değildi.
    Ordu ve Yönetim:

    Mısır ordusu başlangıçta savunma amacıyla daha sonra ise ülkeleri fetih etmek amacıyla güçlü bir ordu kurulmuştu. Ordu yayalardan oluşurdu. İhtiyaç halinde halktan asker toplanırdı.

    İlk Çağda Mısır’da bürokrasi oldukça gelişmiştir. Firavunlara devlet yönetiminde yardımcı olan vezirler, kâtiple ve memurlar vardı. Memurlar asillerden seçilirdi.
    Hukuk:

    8 kitapta toplanan mısır hukuku gelişmişti. Erkek ve kadın birbirine eşitti. Her şehirde bir mahkeme bulunurdu.
    Dini İnanış:

    Mısırlılar tanrılarını hayvan ve insan biçiminde düşünmüşlerdir. Mısır’ın en büyük tanrısı Güneş Tanrısı; “Amon-Ra” ve iyilik tanrısı “Oziris” idi.

    Mısırlılar ölümden sonra hayatın devam ettiğine inandıklarından dolayı mumyacılık, eczacılık ve tıp  gelişmiştir.
  Bilim:

Miladi takvimi bulmuş ve yılı 365 gün ve bir ayı da 30 gün olarak hesaplamışlar. Böylece güneş yılına dayalı takvimi icat etmişlerdir.  Nil’in akış yönüne göre bir  yılı dörder aylık üç  bölüme;

  -taşma

  -ekme

  -biçme

     ayırmışlardır.

Hiyeroglif adı verilen kendilerine özgü bir yazı oluşturmuşlardır. Bu yazı, anlatılmak istenen nesnenin resmini çizmekle başlamıştır.

    Bilim ve sanatta ileri olan Mısır’da astronomi, matematik, tıp ve eczacılık oldukça gelişmiştir.

    Matematik’te ondalık sayıyı bularak ilk kez dört işlemi yapmışlardır. Pi sayısın bugünkü değerine yakın olarak hesaplamışlardı

   Eski imparatorluk döneminde yapılmış Mısır Piramitleri (Keops Piramidi) dünyanın yedi harikasından günümüze ulaşan tek eserdir. Bu piramitler;  Mısır medeniyetinin mimarlık alanındaki yeteneklerini göstermektedir.

  

    Ekonomi ve Tarım:

    Mısır ekonomisinin temeli tarıma dayalıydı. Tarımı geliştirmek amacıyla  bataklıklar kurutulmuş, sulama kanalları açılmıştır. Ülkede hayvancılık, dokumacılık, maden ve seramik sanatı da büyük bir gelişme göstermiştir.

     MÖ 1200 yılında Ege gözleri sonucunda zayıflayan Mısır İmparatorluğu, önce Asurlular ve Persler tarafından işgal edilmiştir. Daha sonra Makedonya kralı Büyük İskender’in egemenliğine giren imparatorluk, MÖ 30 yılında Romalıların Mısır’ı ele geçirmesiyle sona ermiştir.

Not: Mısır tarihteki bu gelişmesini Hz. Yusuf (a.s) ve Hz. Musa (a.s.)’nın mühendislik ve bilginliğine borçludur.
İRAN UYGARLIĞI

    Medler:

Asurlardan günümüze ulaşan belgelerde İran’daki Hint-Ari kökenli iki büyük topluluktan söz edilmektedir. Bunlar, Medler ve Perslerdir. MÖ 7. yüzyılın ortalarında İran’da bir devlet kuran Medler, Anadolu’da Kızılırmak kıyılarına kadar olan yerlere egemen oldular.

    Med Krallığı’nın genişlemesi Persler tarafından durdurulmuştur. Persler II. Kiros’un yönetiminde Med Krallığı’na son verdiler (MÖ 550).

  Persler:

Pers İmparatorluğu mutlakiyetle yönetilirdi. Pers hükümdarlarının yetkileri sınırsız olup emir ve talimatları kanun niteliği taşırdı.

   Devletin kurucusu II. Kiros (Kiyrus) Lidyalıları yenerek Anadoluy’yu egemenliklerine aldılar.

M.Ö. (540-334) Doğuda Hindistan ve Orta Asya, Batıda Trakya, Kuzey Kafkasya; Güneyde Mısır'a kadar genişlediler. M.Ö VI. yüzyılda hemen bütün Anadolu Perslerin Egemenliğinde idi.  Hititlerden sonra Anadolu Perslerin Egemenliğinde idi. Hititlerden sonra Anadolu’nun büyük bir kısmını ilk kez bir yönetim altında birleştirdiler.

     Anadolu, Pers İmparatoru I. Darius zamanında imparatorluğun yönetim biçimine uygun olarak “satraplık” adı verilen eyaletlere ayırarak yönetmişlerdir. Satraplıkta hükümdarın mülkü olarak görülen topraktan onun işleyen toplulukları yararlanırdı. Bunların başında kralın atadığı valiler bulunurdu. Eyaletleri sürekli denetleyen yüksek rütbeli kişiler “kralın gözüydü.” Bu kişiler bugünkü karşılığı müfettişlik olan “şah gözü” veya “şah kulağı” denirdi.

Satrapların maaşlarını ve eyaletlerin yönetim giderlerini karşılayan halk, aynı zamana krala da haraç denilen bir vergi verirdi.

 Persler, Anadolu’nun siyasi istikrar ve ticaretin gelişmesini sağladırlar. Anadolu’ya yeni yollar yaptılar. Nehirleri, boğazları ve geçitleri aşmak için sağlam köprüler yaptılar. Perslerin çok güzel evleri ve görkemli sarayları vardı.

Yollar yeniden düzenlendi. Anadolu; tahıl, dokumalar, hayvan ve hayvan ürünleri bakımından Perslere gelir sağladı. Persler Anadolu’yu eyaletlere (satrap) ayırarak yönettiler. Perslerin; Anadolu egemenliği 200 yıl sürdü.
Ordu:

Persler çok düzenli ve gelişmiş bir orduya sahiptiler. Ordu, atlı ve yayalardan olurdu. Savaşlarda askerler demir pullardan yapılan zırhlar giyerdi.

334 de Pers egemenliği İskender tarafından yıkılınca Anadolu'nun, büyük bölümünde  "Hellenisttik Dönemi" denilen yeni bir dönem başladı.  Efes’ten başlayıp Anadolu’nun belirli merkezleri üzerinden geçen ve Susa’ya ulaşan ünlü Kral yolu bu dönemde yeniden onarıldı.

İmparatorluğun başında bulunan kişilere “Ülkeler Kralı” denirdi.

İlk posta teşkilatı gerçekleştirilmiştir. Makedonyalı İskender Pers devlet teşkilatından etkilenmiştir. 
Dini İnanış:

Dini inanışları Zerdüştlük idi. Bir bilgin olan Zerdüşt’ün öğretileri ve düşünceleri daha sonra bir inanç ve din hâline gelmiştir. Zerdüştlük dini; hayatı iyilik ve kötülüğün mücadelesi olarak tanımlanmıştır. İyiliği “Ahura Mazda”, karanlığı ve kötülüğü ise “Ehrimen” (şeytan) temsil etmektedir. Çok tanrılı Zerdüşt dinin tapınaklarına “Ateşgede” denilmiştir. 
Mimari Eserler:

Bodrum’daki Mausoleum (Mozole-Kral Mezarı) ve Manyas Gölü kıyısındaki Daskilyon (Ergili) bulunmaktadır.

Anadolu’daki Pers Egemenliğine Mekodon Kralı İskender son verdi (MÖ 333)
HİNT UYĞARLIĞI

Hindistan, Asya Kıtası’nın güneyine Hint Okyanusu’na doğru uzanan büyük bir yarımadadır. Bu yarımada birçok nehir ve dağ kütleleriyle birbirinden ayrılan coğrafi bölgelerden oluşmuştur. Verimli topraklara sahip olan bölgenin en önemli akarsuları İndüs ve Ganj nehirleridir. Bu iki nehir Hintliler tarafından kutsal kabul edilmiştir. Zengin bir ülke olan Hindistan, tarih boyunca birçok kavim tarafından istilaya uğramıştır. Önceleri küçük devletler hâlinde yönetilen Hindistan’da MÖ 1500 yıllarında Hint-Avrupa topluluğu olarak da bilinen “Ari”lerin “Kast Sistemi”ne dayalı bir devlet kurmasıyla siyasi ve kültürel açıdan büyük bir değişim ortaya çıkmıştır. Buna rağmen Hindistan’da güçlü bir devlet oluşturulmamıştır. Hindistan küçük prensliklere ayrılarak raclar tarafından yönetilmiştir.

Dini İnanış:

Hindistan Yarımadasında çok sayıda toplum ve ırk olduğundan birçok dil, din ve kültür bir arada yaşamıştır. Hindistan’da en eski din tabiat ve tabiat kuvvetlerine tapma esasına dayanan Veda dinidir. Bu din Brahmanizm ve Hinduizm olarak da bilinmektedir. 

Budizm dini, Kast Sistemine tepki olarak doğmuştur. Budizm’in kurucusu Buda adlı bir düşünürdür. Budizm dini olmaktan çok, felsefi bir düşüncedir. Ancak Budizm’in Hindistan’da fazla yayılma imkânı bulmamıştır.
Kast Sistemi:

Kast sistemi, babadan oğlu geçen bir meslek gruplaşmasıdır. Bu sistem tarih buyunca Hint halkının kaynaşmasını ve Hint milletinin oluşmasını engellemiştir. Kastlar arasında evlilikler ve geçişler yasaklanmıştır. Her kastın kendine özgü özellikleri vardır. Kastın kurallarına uymayanlar kasttan çıkarılmıştır. Kast Sisteminde;

-brahman; din adamları

 -kşatriya; asker ve asiller,

 -vaysiya; tüccar ve çiftçi sınıfı

 -südra; zanaatkâr ve işçi denilen sınıflardan oluşmuştur.

 -parya; hiçbir hakka sahip olmayan köleler sınıfını oluştururdu. 
       ÇİN UYGARLIĞI:

         Çin 'in tarihi yontma taş devrinde MÖ 2500 yıllarına kadar uzanmaktadır. Çin uygarlığının meydana gelmesinde Türk, Moğol ve Tibet kültürlerinin de etkisi görülür.
    Toplum ve Devlet Anlayışı: 

    Çin'de feodal bir yapı bulunmaktadır. Çin uygarlığında sınıf farklılığı ve bu sınıfların ayrı hukukları oluşturmuştur.

Çin yönetimde hanedanların egemenliği vardır. Tanrının Oğlu unvanını taşıyan imparatorlar kutsal kabul edilmiştir.

Çin’de halk sosyal sınıflara ayrılırdı. Ülkenin çoğunluğunu oluşturan köylüler, asillere bağlı olurdu. Köylülerin hiçbir sosyal hakları yoktu.

     Yazı;  

     Çinliler yazıyı Sang Hanedanı zamanında kullanmaya başlamışlardır. Bu yazı Çinlilerin resmi yazısı olup günümüze kadar gelmiştir. Yazı, edebiyat ve sanat alanında da önemli gelişmeler gösteren Çinliler kâğıt üretiminde, ipekçilikte ve çinicilikte ileri bir seviyedeydiler.

Dünya Uygarlığına Katkıları: Kâğıt, matbaa, pusula ve barutu bulan Çinliler medeniyetin ilerlemesine katkıda bulunmuşlardır. Müslüman Türkler tarafından da kullanılan bu uygarlık alanındaki gelişmeler Haçlı seferleri sırasında Avrupalılar da öğrenmişler. Kâğıt ve Matbaa sayesinde Avrupa’da Rönesans ve Reform hareketlerinin doğmasına neden olmuştur.
Geçim Kaynakları:

Çin ekonomisi genelde tarıma dayalıydı. Bunun yanında ipek, porselen ve kumaş üretiminde oldukça ileri düzeydeydiler. Tarım ve ipek ticareti önemli geçim kaynakları olmuştur. Çin’den Roma’ya kadar olan bölgede ticari faaliyetlerde bulunmuşlardır. İpek yolu egemenliği Türklerle-Çinlileri karşı karşıya getirmiştir

Geniş ve verimli topraklarda tarım önemli etkinliktir.
 Mimari Yapı: Çin mimarisinde çok katlı kuleler, tapınaklar ve saraylar önemli bir yer tutar. Çin Seddi dünyanın yedinci harikasından biri olarak kabul edilir.
Ordu:

Çin ordusu; yaya ve atlı askerlerden oluşmuştur. Çinliler atlı askerler konusunda Türklerden etkilenmişlerdir. 
Din ve Düşünce Yaşamı :

Çin uygarlığının fikir hayatında Konfiçyüs ve ve Lao Tse (Lao-çe)’nin büyük bir yeri vardır.  Daha sonra bu kişilerin düşünceleri din ve inanç hâline gelmiştir. Lao Tse, Çin’de Taoculuk felsefesin kurucusudur.

Lau-Tzu'ya göre, "evren bir yaratıcının eseridir; o da Tao'dur." Tao, evrenin yolu, düzeni, yasası" anlamına da gelir. İnsanın somutlaştırdığı ya da yaşama geçirdiği bilgelik yolu da Tao'ya yönelmekle olur. Tao'nun yoluna yönelen bilge kişi onunla birlik ve uyum içinde olmak durumundadır.

Konfüçyus, Çin'de yetişen filozof ve din adamlarından biridir. Çin'in karışıklık içinde bulunduğu bir dönemde, yeni bir ahlakî düşünce ortaya atarak kötülükleri önlemeye çalışmıştır, Ortaya koyduğu siyasî, toplumsal ve ahlakî düşünceler, Çin uygarlığının gelişmesinde önemli rol oynamıştır. İnsanların eşitliğine inanan Konfüçyüs'e göre devlet yönetimi ile ahlak özdeşleşmelidir. Devlet ahlak kurallarına uyularak yönetilirse amacını gerçekleştirebilir. Kişiler erdemli olmak ve dürüst yaşamak zorundadırlar. Ancak bu yolla huzura ve mutluluğa ulaşılır.
Hindistan'da ortaya çıkan Budizm, 6.yüzyıldan itibaren Çin'de yayılmaya başlamış ve bu ülkenin dinsel yaşamında etkili olmuştur.




DOĞU AKDENİZ MEDENİYETİ


1- Fenike Medeniyeti

2- İbrani Medeniyeti.

 FENİKELİLER:

                Sami asıllı bir kavim olan Fenikeliler, Akdeniz kıyıları ile Lübnan’a yerleştiler. Fenikeliler (MÖ 1200) Lübnan dağları ile Akdeniz arasında devlet kurmuşlardır.

    Toprakları; tarıma elverişli olmadığından deniz ticareti ile uğraşmışlar ve Akdeniz’in çeşitli yerlerinde Koloniler kurmuşlardır. Ayrıcı kent devletleri halinde yaşayan Fenikelilerin en güçlü kent devletleri Biblos, Sayda ve Sur şehirlerini kurdular.

     Fenikelilerin en ünlü ticaret kolonisi; Kuzey Afrika’daki Kartaca idi.  Eski doğu kültürünü Akdeniz’e taşımışlardır.

    Uygarlığa Katkıları:

     -Tarihte ilk camı onlar bulmuşlardır.

     -Mısır’dan öğrendikleri resim yazısını geliştirerek bugünkü Latin alfabesinin temellerini atacak 22 harflik alfabeyi bulmuşlardır.

    -Denizde yıldızlara bakarak yönlerini tayin etmiş ve yeni ülkelere yelken açmışlardır.

    Her Fenike gemisinde not alan, hesap tutan, okuryazar bir adam mutlaka bulundurmuşlardır.

    -Fenikeliler, diğer Anadolu uygarlıkları gibi dokumacılıkta iler gitmişler. “tiftik” olarak adlandırılan keçi kılı dokuması ile “tapetes” adlı halı ve kilim dokumacılığı ile ünlenmişlerdir.

                Düzenli bir orduya sahip olmadıklarından ve ordusun büyük bir kısmı ücretli askerlerden oluşan Fenikeliler siyasi açıdan güçlü olmadılar ve giderek güç kaybettiler. Bu nenle Fenikeliler Asur, Babil, Pers ve Yunanlılara vergi vermek suretiyle varlıklarını sürdürmüşlerdir. MÖ VI. Yüzyılda Pers istilasına uğramıştır. Makedon Kralı İskender tarafından yenilgiye uğratılmışladır.  MÖ 65 yılında Roma’nın Suriye eyaletine bağlanmışlardır.
İBRANİLER

MÖ. 1500'lerde Filistin ve Lübnan dolaylarında yaşıyorlardı. Sami ırkından olan İbraniler Hz. Musa (a.s) zamanında birlik halinde geldiler.

 Hz. Musa zamanında Mısır Firavunu II. Ramses ile yapılan mücadele sonucu Kızıldeniz’i geçerek kölelikten kurtuldular ve Sina yarımadasına yerleştiler.İbranilerin gerçek bir devlet kurmaları MÖ 1200 yıllarında Filistin’e gelerek buraya yerleşmeleri ile olmuştur. MÖ 1025 yıllarında Hz. Davut (a.s) tarafından kurulan İbrani devletinin başkenti Kudüs oldu. En güçlü dönemi Hz. Süleyman (a.s) zamanında yaşadılar. Hz. Süleyman (a.s) ‘ın ölümünden sonra İbrani medeniyeti bozularak İsrail ve Yahudi devleti olmak üzere ikiye ayrıldı.

    İsrail Devleti’nin başkenti Kudüs oldu ve bu devlet MÖ 722’de Asurlar tarafından yıkıldı.  Baş kendi Samiriye olan Yahudi Devleti ise 586’da Babil Devleti tarafından yıkıldı.

    Babil Kralı Nabukadnezar, Yahudileri Babil’e tutsak olarak götürdü. Yahudiler orada elli yıl tutsak kaldıktan sonra Persler tarafından kurtarılarak yurtlarına geri döndüler. Perslerden sonra önce İskender sonra da Roma İmparatorluğu egemenliğine girdiler.

     Yahudiler; Romalılar zamanında Kudüs'te büyük bir ayaklanma çıkardılar (MS 70).

Yahudiler, çıkardıkları isyan nedeniyle Filistin’den sürülerek dünyanın değişik bölgelerine sürgün edildiler. Yahudilerin bir kısmının Hazar ülkesine sığınması sonucu Hazarlar ile Romalılar arasında savaş çıktı. Fakat savaştan kesin bir sonuç alınmadı.

II. Dünya savaşı sonrası 1948’de İngilizlerin desteği ile Filistin toprakları üzerinde İsrail Devleti kuruldu.
    Dini İnanç:

     Tek tanrılı inanç tarihte ilk olarak İbranilerde görülür. Kutsal kitapları Tevrat Hz. Musa’ya inmiştir. Hz. Süleyman (a.s) tarafından Kudüs’te yapılan Mescid-i Aksa Hz. Süleyman (a.s.) zamanından sonra ilahi dinlerin merkezi olmuştur (İslâmiyet, Hıristiyanlık ve Yahudilik).

İbraniler, krallıkla yönetilmişlerdir. Tek tanrı inancı ilk defa İbranilerde görülür. İbrani dininin kutsal kitabı Hz. Musa'ya gönderilmiş olan "Tevrat"'dır. İbraniler, yazı konusunda Fenikelilerden aldıkları alfabeyi kullanmışlardır.

İbraniler, sanat konusunda önce Asur, daha sonra Yunanlılar ile Romalıların etkisinde kaldılar. İbrani sanatının en ünlü eseri, Hz. Süleyman zamanında Kudüs'te yapılan Mescid-i Aksa'dır. Sonradan yıkılmış, yeniden yapılmış ve tamir görmüştür. Bugünkü Mescid-i Aksa Emevi halifelerinden Abdülmelik tarafından yapılmıştır. Mescid-i Aksa, Hz. Süleyman'dan itibaren ilahi dinlerin merkezi olmuştur. Hz. Muhammed'in de Mirac'da buradan Arş’a yükselmiştir. Bu nedenle Müslümanlar açısından da büyük önem taşımaktadır.



B. ANADOLU UYGARLIĞI



Anadolu uygarlıkları ve bu uygarlıkların çevre kültürlerle ilişkileri

- Hititler

- Firigler

- İonlar

 -Urartular

 -Lidyalılar
    MÖ II. BİNDEN MÖ VI. YÜZYILA KADAR TÜRKİYE

1. HATTİLER:

MÖ 2500-1700 Yılları arasında Anadolu’da büyük bir uygarlık oluşturmuş olan Hattiler hakkında elde edilen bilgiler oldukça azdır. Hattilerin göçler sonucu Anadolu’ya geldikleri tahmin edilmektedir.

    Hatti kültürüne ait en önemli eserler Çorum yakınlarında Alacahöyük’te bulunmuştur.

   1935 yılanda Atatürk’ün başlattığı kazılar sonucu bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenen güneş kursları, altın kupalar, heykelcikler gibi birçok eser ortaya çıkarılmıştır.

       Hatti halkı, hayvan biçimli tanrı kültürünü geliştirmiş, özellikle de boğa önemli bir simge olmuştur. Hatti kültürü Hitit uygarlığı kurulduktan sonra Hitit kültürü içinde yaşamaya devam etmiştir. Bu nedenle Hititler kültür ve inanç konusunda Hattilerden etkilenmişlerdir
2. HİTİTLER:

Anadolu’da siyasi teşkilatlanma önceleri şehir devletleri halinde olmuştur. Anadolu'da ilk siyasi birlik Hititler zamanında olmuştur.
Hitit tarihi;

Eski Devlet MÖ 1800-MÖ 1400)

Yeni Devlet (MÖ 1400-MÖ 1200)

Geç Hitit Şehir Devletleri (MÖ-1200-MÖ 700) olmak üzere üç dönemde incelenir.
Kafkaslar üzerinden geldiği sanılan Hititler MÖ-2000 yıllarında Orta Anadolu’da Kızılırmak çevresine yerleşmişlerdir. Hititler Hattuşaş (Boğazköy) başkent olmak üzere bir devlet kurdular. Hitit Devleti’nin Kurucusu Kral Labarna (I. Hattuşili)’dır. Hititler I. Mursil zamanında Halep’i ele geçirerek sınırlarını Babil’e kadar genişlettiler.

MÖ 1400 yılı başlarında II. Tutahia’nın başa geçmesiyle imparatorluk dönemi başlamıştır.    .

Bu dönemin en önemli olayı Hititler ile Mısır'ın Kadeş'te Kuzey Suriye toprakları için karşı karşıya gelmesidir. 16 yıl süren savaşlardan bir sonuç alınmamıştır. MÖ 1280 de aralarında Kadeş Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma tarihte bilinen ilk yazlı antlaşmadır.
-Hititler MÖ 1200’lerde Ege göçleri ile batıdan gelen kavimlerin Hitit Devleti’ni yıkması sonucunda MÖ 700 yıllarında önce Asurlara sonra da Perslerin hâkimiyetine girmişler.  
Hititlerde Ordu:

Hititlerde eli silah tutan bütün erkekler askerlik yapmak zorundaydı. Savaş arabalarında biri sürücü, ikisi okçu üç savaşçı bulunurdu. Ordu; yaya, atlı ve savaş arabalı askerlerden oluşurdu.

Yaya askerler;  mızrak, kılıç, kalkan, balta, topuz gibi aletler kullanırlardı.

Savaş Arabalarındaki askerler ise ok ve yay kullanırlardı.

                                    

Hititlerde Kültür ve Medeniyet:

Devletin başında  “Büyük Kral" unvanını taşıyan bir hükümdar bulunurdu. Kral, aynı zamanda

-başkomutan,

-başrahip ve baş yargıç sayılırdı. Kralın yetkileri "Pankuş" denilen bir meclis denetlerdi.

Kraldan sonra en yetkili kişi "Tavananna" denilen kraliçeydi.
  1   2   3

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Bcal bahçELİevler cumhuriyet anadolu lisesi -İlk uygarliklar -vedat akbulak iconBahçELİevler cumhuriyet anadolu liskesi -ortaçağ’ ve Yakın Çağ’da Avrupa- vedat akbulak

Bcal bahçELİevler cumhuriyet anadolu lisesi -İlk uygarliklar -vedat akbulak iconErkan AĞRİKLİ ( osman üLKÜmen anadolu lisesi )

Bcal bahçELİevler cumhuriyet anadolu lisesi -İlk uygarliklar -vedat akbulak icon7 – Orta Mezopotamya’da kurulmuşlardır. Tarihte bilinen ilk büyük...

Bcal bahçELİevler cumhuriyet anadolu lisesi -İlk uygarliklar -vedat akbulak iconT. C. İStanbul cumhuriyet başsavciliğI

Bcal bahçELİevler cumhuriyet anadolu lisesi -İlk uygarliklar -vedat akbulak iconDers notlari I. ÜNİTE: cumhuriyet dönemi TÜrk edebiyati

Bcal bahçELİevler cumhuriyet anadolu lisesi -İlk uygarliklar -vedat akbulak iconCumhuriyet savcilarina ceza kovusturmasi yapmak uzere acik cagrimizdir!

Bcal bahçELİevler cumhuriyet anadolu lisesi -İlk uygarliklar -vedat akbulak iconAnadolu üNİversitesi AÇIKÖĞretim faküLtesi

Bcal bahçELİevler cumhuriyet anadolu lisesi -İlk uygarliklar -vedat akbulak iconAnadolu'da kurulan devletler ile başkentleri aşağıdaki seçeneklerin hangisinde y

Bcal bahçELİevler cumhuriyet anadolu lisesi -İlk uygarliklar -vedat akbulak icon1- sanayi inkılabı ve Reform hareketlerinin ilk ortaya çıktığı ülkeler

Bcal bahçELİevler cumhuriyet anadolu lisesi -İlk uygarliklar -vedat akbulak iconXiii-xvi. Asırlardaki Anadolu’da Fütüvvetnâmelere Göre Dinî İnanç Motifleri


Sanat




© 2000-2018
kişileri
s.ogren-sen.com