Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim Dalı


sayfa1/5
s.ogren-sen.com > Doğru > Evraklar
  1   2   3   4   5
T.C

Marmara Üniversitesi



İletişim Fakültesi

Gazetecilik Anabilim Dalı



Genel Gazetecilik Bilim Dalı

Yüksek Lisans







Demokrasi ve Din

Hazırlayan : Hande Ayar
Danışman : Prof. Dr. Melda Şimşek

İstanbul 2002

İçindekiler:
Giriş

1. Bölüm:

1.1 Demokrasi nedir?

1.2 Demokrasinin dayanakları nelerdir?

1.3 Din olgusunun tarihsel süreç içinde değişimi

1.4 Modernlik karşısında dinler

1.5 Tarih boyunca demokrasi,din ilişkilerine genel bakış
2.Bölüm:

2. Siyasal iktidar,din ilişkilerinin gelişim süreçleri:

2.1 İlkçağlarda: 2.1a:Roma

2.1b:Yunan toplumları

2.2 Ortaçağ: 2.2 a:Avrupa

2.2 b:,İslam dünyası

2.3 Rönesans ve Reform
3.Bölüm:

3.1 Türkiye’de demokrasi ve din
Sonuç

Giriş:

Siyasi iktidar ve din birbirinden ayrı kalmalıdır. Bununla beraber,din ve demokrasi,mutlaka birbiri ile telif edilemez nitelikte değildir ve kabul edilebilecek bir beraberlik ortaya koyarlar. Yetkililer,toplum sorunlarını ele alırken,dini aşırılığı doğuran pek çok sebebi ortadan kaldırabilirler. Cehalet,basmakalıp düşünceler ve dinlerin birbirlerini anlamamaları gibi konulardaki mücadelenin ana unsuru eğitimdir.

Demokraside bile,dini ifade ile siyasi iktidar arasında bazı gerginlikler vardır.modern toplumun,hoşgörüsüz köktenci hareketler,terörist eylemler,ırkçılık ve yabancı düşmanlığı,etnik çatışmalar gibi sorunlarının içinde,dini bir boyut bulunduğu gerçektir. Ancak aşırılık,bizzat din olmayıp,dinin özünün değiştirilmesi ve saptırılmasıdır. Büyük dinlerin hiç biri şiddete cevaz vermez. Aşırılık,dini insancıl yolundan saptırarak,onu iktidar gücünün bir aleti haline getirmeyi hedef alan insan icadıdır.

Dine dair meseleler üzerine fikir yürütmek,siyasi şahsiyetlerin üzerine düşen bir görev değildir. Dinlere gelince,onlar da,kendilerini demokrasi yerine koyma ve siyasi iktidarı hedef alma imkanları peşinde koşmamak ve insan hakları ilkelerine saygı görmek mecburiyetindedirler.

Demokrasi ve din,hiç de telif edilemez nitelikte değildir. Tam tersine... Demokrasi,vicdan özgürlüğü,inancın gereklerinin uygulanması ve dinlerin çoğulculuğu için düşünülebilecek en iyi çerçeveyi teşkil eder. Öte yandan,din de,manevi ve ahlaki kökleri,savunduğu değerler,eleştiri gücü ve kültürel ifade imkanları ile,demokratik toplumun değerli bir yardımcısı ve yoldaşı olabilir.

1.Bölüm

1.1Demokrasi nedir?

Sözlük tanımında demokrasi,üstün iktidarın , halkta bulunduğu veya halk tarafından doğrudan ya da özgür bir seçim sistemi içinde seçilmiş temsilcileri aracılığıyla kullanıldığı , halk tarafından yönetimdir. Abraham Lincoln’un deyişiyle,demokrasi,halkın,halk tarafından ve halk için yönetimidir.1

Demokrasinin iki türü vardır:doğrudan ve temsili. Doğrudan demokraside tüm yurttaşlar,seçilmiş veya tayin edilmiş görevlilerin aracılığı olmaksızın,kamusal kararların alınmasına katılabilirler. Böyle bir sistem açıktır ki,görece az sayıda insan ile,örneğin,bir cemaat örgütlenmesinde veya kabile konseyinde,uygulanabilir. Dünyanın ilk demokrasisi olan eski Atina,muhtemelen fiziki bakımdan tek bir mekanda toplanabilecek ve doğrudan demokrasiyi uygulayabilecek azami sayı olan 5000 ya da en çok 6000 kadar insanın yer aldığı bir meclis aracılığıyla,doğrudan demokrasiyi uygulamayı becerebilmiştir.2

Bugün,en yaygın demokrasi biçimi,yurttaşların siyasal kararları almak,yasaları yapmak ve kamunun iyiliğini amaçlayan programları uygulamak için görevlileri seçtikleri temsili demokrasidir. Bu görevlilerin seçilme biçimleri,son derece değişken olabilmektedir. Ulusal düzeyde,örneğin yasa koyucular,her birinden tek temsilcinin seçildiği bölgelerden seçilebilirler. Başka bir alternatif olarak,nispi temsil sistemine göre,her siyasal parti,yasama organında,ulus ölçeğinde toplam oy içinde sahip olduğu yüzde ile orantılı biçimde yasama organında temsil edilir. Uygulanan yöntem ne olursa olsun ,temsili bir demokraside kamu görevlileri,halk adına o mevkiyi ellerinde tutarlar ve eylemlerinden ötürü halka karşı sorumlu tutulabilecekleri bir konumda bulunurlar.3
1.2Demokrasinin dayanakları nelerdir?

  • Halk egemenliği

  • Hükümetin yönetilenlerin rızasına dayanması

  • Çoğunluğun yönetimi:Çoğunluk kavramı iki nedenden ötürü belirsiz bir kavram gibi gözükmektedir. Öncelikle çoğunluk olarak belirli bir kitlenin hangi oranının alınacağı belli değildir. Normal olarak çoğunluk,kitlenin yarıdan bir fazlası anlamına gelir,ama,bazen plutarizmle aynı anlamda kullanılmakta,kitlenin yarıdan fazlası olsun olmasın en büyük parça çoğunluk anlamına gelmektedir. Ayrıca çoğunluk aranan kitlenin yapısı ile ilgili belirsizlik vardır. Oylamaya katılanların mı,katılabilir olanların mı,tüm üyelerin mi çoğunluğu,yine de demokratik karar alma sürecinde en pratik yöntem budur.4

  • Azınlık hakları:Burada kastedilen demokratik sürecin her hangi bir aşamasında,çoğunluk sağlayamamış;düşünce ya da bir tercih bakımından azınlıktır. Bir çoğunluk demokrasinin kuralları içinde azınlıkların varlığına ve bunların iktidara yönelik çalışmalarına engel olmamalıdır,ancak azınlık da çoğunluk halini aldığı zaman oyunun kurallarını bozmayacağını önceden söylemelidir.5

  • Temel insan haklarının güvence altında olmaları

  • Özgür ve adil seçimler      

  • Kanun önünde eşitlik       

  • Davaların hukuki usullere göre görülmesi 

  • Hükümetin anayasayla sınırlandırılması

  • Toplumsal,ekonomik ve siyasal çoğulculuk

  • Hoşgörü,işbirliği ve uzlaşma değerlerinin benimsenmesi 6

1.3Din olgusunun tarihsel süreç içinde değişimi


Din,tarihin en ilkel toplumlarında bile varlığını saptayabildiğimiz bir olgudur. Din insan ilişkilerinin ve onun oluşturduğu toplumsal yapıların dışında soyut bir olgu ya da kavram olarak kabullenilemez. Toplumsal yapı ve bu yapı içindeki insan ilişkileri başkalaştıkça,nasıl dinin kavranış ve oluşum biçimleri başkalaşıyorsa,siyasal iktidar ile dinsel öğeler ve arasındaki ilişkiler düzeni de değişik yapılara ulaşmaktadır. İlkel toplumlarda,tüm toplumsal yaşama egemen olan belli başlı güç din olduğu için,gerçekte siyasal iktidarla dinsel yapı iç içe,kaynaşmıştır. Ancak,ilkel toplumlar giderek tarihsel varlıklarını yitirip daha büyük ,daha örgütlü toplumsal modeller oluştuğunda,siyasal iktidar,dinsel iktidarın dışında belirginleşiyor. Bu olgudan sonradır ki,toplumda,gittikçe birbirinden ayrılan iki iktidar arasındaki ilişkilerin ne olması gerektiği sorunu beliriyor ve bir sorun olarak,değişik ölçüler ve nitelikler içinde günümüze değin geliyor.7

Her siyasal iktidar,yasak koyma,kural koyma ve yaptırım uygulama,kısacası yönetme erkini,belirli bir kaynağa dayandırmak ve böylece iktidara geçerlilik sağlamak gereksinimi duyar. Böyle bir kaynağa dayanılmadığında yönetilenlerin,yönetenin iradesine uygun davranması nedeni ve mantığı da ortadan kalkmaktadır.8

Bu neden ve mantık yüzyıllarca din olarak kabul edilmiştir. Şu ya da bu biçimde,siyasal iktidarın kaynağı doğaüstü,tanrısal,dinsel temellere dayandırılmış ve siyasal iktidarla dinsel iktidar birbirlerinden ayrı da olsalar,tüm siyasal yapı içinde beraber var olmuş,böylece teokratik bir yapı oluşturmuşlardır. Öyle ki uzun zaman suç,günah kavramları birbirlerinden ayrılmamış,iktidara itaat dinsel bir gereklilik sayılmıştır.9

Ancak tarihsel süreç içinde siyasal iktidarın kaynağı millet olmuş,dinsel bütün siyasal iktidarın dışında kalmış,yani laiklik sistemi oluşmuş,buna bağlı olarak siyasal iktidarların niteliği,geçerliliği,yasallığı,biçimleri de değişmiştir.10
1.4Modernlik karşısında dinler

Günümüzde dinin karşısında bir çok yeni iletişim teknolojisi bulunuyor. Bundan,doğrudan ve dolaylı olarak bir çok eğilim ortaya çıkmaktadır. Özellikle sanayileşmiş toplumlara baktığımızda ibadetlere gittikçe daha az sayıda genç insanın katıldığını görüyoruz. Öte yandan,dünyaya teknolojik gelişmelerin getirdiklerinden yararlanamayan toplumların ve bazı dinlerin kendi içlerine kapandıklarını,daha katılaştıklarını görüyoruz. Bir diğer taraftan kimi tarikat ve cemaatler bu gelişmelere kendilerini çok daha çabuk uydurmuşlar ve bunlardan faydalanmanın yolunu bulmuşlardır.11

Oysa,ilerleme ve din birbirlerini kaldırmak zorunda değillerdir. Din,sadece dini görüş yeterli olmasada modern insanın yolunu bulması için gereklidir,buysa ancak dinin modernliğe uyum sağlamasıyla gerçekleşebilir. Çoğu zamansa,hal böyle değildir. Büyük çoğunluğuyla büyük dinler,dillerini ve merasimlerini çağdaş hayatın ahengine uydurmakta güçlük çekmektedirler. Bunu özellikle boşanma,AİDS karşısındaki tutumlarda ve çocuk aldırma gibi konularda görüyoruz.12

Ümidi ve geleceği olmayan insanlar,bazen bir yön,bir yaşama sebebi bulmak amacıyla dine sarılmaktadır. Dini entegrizm tarafından,bir din devleti kabul ettirilmek istenmektedir;siyasi radikalizm tarafında,göç edenleri milli sınırların dışına atmak istenmektedir. Aynı hoşgörüsüzlük!13
  1   2   3   4   5

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim Dalı iconAnadolu üNİversitesi AÇIKÖĞretim faküLtesi

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim Dalı iconİstanbul üNİversitesi İstanbul tip faküLtesi

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim Dalı iconBu ders notları, Selçuk Üniversitesi, A. Keleşoğlu Eğitim Fakültesi,...

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim Dalı iconKİmyada sanat, İletiŞİm ve taşimacilik

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim Dalı iconHali-kiLİm ve eski kumaş desenleri anasanat dali

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim Dalı iconİstanbul üNİversitesi sosyal biLİmler enstiTÜSÜ

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim Dalı iconD. E.Ü. GÜZel sanatlar fakültesi

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim Dalı iconDEÜ. GÜZel sanatlar fakültesi

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim Dalı iconGÜzel sanatlar fakültesi resim böLÜMÜ III. KİŞİLİk ve ruh bozukluklari

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim Dalı iconCevad Memduh altar’ın, 1992-1993 yıllarında İstanbul’da Mimar Sinan...


Sanat




© 2000-2018
kişileri
s.ogren-sen.com