İÇİndekiler


s.ogren-sen.com > Doğru > Evraklar



İÇİNDEKİLER


1.Bilim Nedir? 2

1.a.Tarih Nedir? 2

1.a.1.Tarihçi Kimdir ve Tarihçi Vasfı Nedir? 3

2.Okul Kavramı Ve Bilgi Edinimi Sürecinde Okulun Gerekliliği …………………….…..3

2.a. Üniversiteler ve Profesyonelleşme……………………………………………………...4

2.a.1.Profesyonelleşme İmkânı Sağlayan Üniversitelerin Tarih Eğitimi Açısından Değerlendirilmesi………………………………………………………………………………5

3.Piyasadaki Örnekler Üzerinden Popüler-Profesyonel Tarihçilik Değerlendirilmesi…..5

4.Sonuç 7





ÜNİVERSİTELER VE PROFESYONELLİK ÜZERİNDEN TARİHÇİLİK TARTIŞMALARI



1.Bilim Nedir?

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde “bilim evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi” olarak tanımlanmıştır.1

Bilimsel alanların birbirinden farklı yönlerinin ayrılmasında yardımcı olmak üzere bilim sınıflandırılmıştır.

Arıkan2 sınıflandırmayı bu şekilde yapmaktadır.

• Maddi ve Manevi bilimler;

• Fen bilimleri ve Sosyal bilimler;

• Deneysel ve Teorik bilimler;

• Temel ve Uygulamalı bilimler;

• Fen bilimleri, Sosyal bilimler, Sanat ve Estetik bilimler.

Bu sınıflandırmada sosyal ve insani bilimler kategorisinde yer alan tarihi inceleyeceğiz.

1.a.Tarih Nedir?

Tarih”, Arapça bir kelimedir ve lügatte “vaktin bilinmesi” anlamını ifade eder. Bu anlamda, “tarih”, her şeyin zamanının kendisinde sona erdiği gayesidir ve zaman ile insanla ilgili olguları açıklamakta kullanılmaktadır. Bu yüzden kullanılışı çok eskilere uzanır.3 Batı dillerinde ise kökeni, İbrani’ce “araştırılmış haber” anlamına gelen “istoria” kelimesine uzanmaktadır.
Günümüzde karşıladığı sosyal manada ise tarihi insanların geçmiş zaman dilimlerinde tecrübe edindikleri toplumsal, ekonomik, siyasi tüm faaliyetleri neden sonuç ilişkisi içinde yer ve zaman belirtilerek bildiren insani ve sosyal bir bilim olarak tanımlayabiliriz.

Bilim olması itibariyle dayanağını kanıtlardan alır fakat fen bilimlerindeki gibi gözlem ve deneylerle stabil sonuçlar alınmasının mümkün olmadığından dolayı çeşitli yorumlar etrafında değerlendirilmesi icap eder. Bunun açık ifadesi olarak Collingwood tarihi kanıtların yorumlanmasıyla işleyen bir bilim olarak tanımlar.4
Bu incelemeler ve yorumlamalar sonucu ortaya çıkan değerlendirmeler –kesin olmamakla birlikte- oluş sırasına göre yaşanılan olayın coğrafi sınırları, zamanın toplumsal, ekonomik şartları, gelişmişlik düzeyi, sınıf farklılıkları gibi konunun arka planında kalan koşulların incelenmesi sonucu ortaya çıkar. Bu incelemeler tarihçi tarafından gerçekleştirilir.


1.a.1.Tarihçi kimdir ve Tarihçi vasfı nedir?
Tarihçi karşılaştığı belgeleri, yan bilim dallarını da kaynak alarak ve sebep sonuç ilişkisi kurarak değerlendirmelerde bulunan kimsedir ve ilimini icra edebilmek için çeşitli vasıflara sahip olması gerekmektedir. Çünkü bulgulara bağlı kalınarak yapılan değerlendirmeler hiçbir zaman kesinlik arz etmemekle birlikte çelişki barındırmadıkları müddetçe kabul görülmektedirler. Bu noktada tarihçinin işlevi büyük önem arz etmektedir ve bu işlev bazı sorumlulukları beraberinde getirmektedir. Bunlardan bir kısmı, çok yönlü bakış açısı, yüksek tarihi bilgi ve kültür düzeyi, objektifliği ve nesnelliği temel alan zihniyet, bilgileri derleme ve yazılı kaynakları incelemedeki titizliktir.

Bu işlevlerin kazanılması, eğilime ve sistematik eğitime bağlıdır. Bu süreçte öğretim kurumu olan okulların ve daha özel haliyle üniversitelerin işlevlerini ve gereğini tartışacağız.




Eğitim kafayı geliştirmek demektir, belleği doldurmak değil”

Mark Twain5


2.Okul Kavramı ve Bilgi Edinimi Sürecinde Okulun Gerekliliği
Okul eğitim ve öğretimin çeşitli kademeler eşliğinde toplu olarak öğrenildiği ve öğretildiği eğitim kurumudur.

Oldukça eski bir geçmişe sahiptir.(öyle ki Antik Yunan’da görülebilmekte), Lakin modern okul kavramı 17.Yy’da ortaya çıkmış ve günümüz okullarının temelini atmıştır.6



Üniversite kavramı ise Latince “üniversitas” kelimesinden türetilmiştir. Ortaçağın ikinci yarısında yani 13. ve 14. yüzyıllarda kullanılmaya başlanan bu kelime o zaman herhangi bir birlik anlamına geliyordu.7

Yüksek öğrenim kurumu olan üniversiteleri özel spesifik olarak değerlendirmek yerine genel olarak okul mekanizmasını, birey üzerindeki zihinsel etkilerini ve kurumsallaşmanın doğurduğu toplumsal itaatkarlığı inceleyeceğim.
“Eğitim bir insanın başka birini aynı kendi gibi yapma eğilimidir.’’8 Okullar, devletlerin resmi ideolojilerini vatandaşlarının zihinlerine enjekte etmelerini, kurumsallaştırma sonucu legalleştiren mekanizmalardır. Kitlelerin zihinlerinin köreltilerek, kurallar silsilesi çerçevesinde kodlanarak bireylerin tek tipleştirildiği, zihinsel ve fikirsel yetilerin yerini ezberci mantaliteye bıraktığı, bir nevi bireyi mankurtlaştıran kurumlardır okullar.

Çocuk, devlet okuluna girdiği andan itibaren otoriteye boyun eğmek, doğal olarak başkalarının istediğini yerine getirmek yönünde eğitilir ve bunun sonucunda yetişkin yaşamda yönetici sınıfın işine yarayan düşünce alışkanlıklarına sahip olur.9 Key’in “Çocuğun tabiatın zorlamak ve tabiatına bir şey sokmaya çalışmak en büyük pedagoji cinayetidir.”10 diyişi okulların bireyleri kodlayıcı yetkisinin birey üzerindeki olumsuz etkisini açıkça ifade etmektedir.

2.a.Üniversiteler ve Profesyonelleşme
Üniversiteler sistem içerisine entegre edilmiş eğitim-öğretim kurumları olmaları gerekçesiyle bireyleri aynılaştırmakta, fikirsel çeşitliliği köreltmektedir. Bunun yanında profesyonelleştirerek bilgi alanını kısıtlamaktadır.

Elbette profesyonelleşme belli alanlarda yüksek donanım, düzey ve yetiye sahip olmak açısından bireyi uzmanlaştıracak. Ehl-i kişi yaratacaktır.

Bu konuda Edward Said; ‘’Günümüzde insan eğitim sistemi içinde ne kadar yukarılara çıkarsa o kadar dar bir bilgi alanıyla sınırlanmaktadır.’’11 profesyonellik karşıtı bu söylen yeterliliğe karşı çıkmamaktadır lakin bir konuda sağlanan yeterliliğin, bireyin kendisini diğer alanlara kapatmasına neden olan profesyonelleşmeye karşı çıkmaktadır.

‘’Yeterlilik kişinin kendi genel kültürünü bir dizi otoriteye ve kural sayılan düşüncelere feda etmesi anlamına geldiği zaman uğruna ödenen bilgiye değmeyeceği açıktır.’’12

Profesyonelleşme beraberinde, alanın uzmanlarına karşı koşulsuz bir tasdikleme mekanizması geliştirir ve bu bağlamda bireyi ehlileştirir, uzmanlık alanlarının uygun gördüğü biçimde gerekeni uygulayan mankurtçu zihin yapısı ortaya çıkarır. Said, uzmanlaşmanın çıkarcılığı ve dar görüşlülüğüne alternatif olarak amatörizmi öneriyor ve dar uzmanlaşma ve yabancılaşmaya karşı amatörizmi sevgiyle beslenen bir etkinlik olarak görüyor.13
J


İnanmıyorum bana öğretilen tarihe!



Necip Fazıl Kısakürek14

2.a.1.Profesyonelleşme İmkânı Sağlayan Üniversitelerin Tarih Eğitimi Açısından Değerlendirilmesi
Profesyonelleşmenin tek bir uzmanlık alanı sağlarken diğer alanlara yabancılaşmayı beraberinde getireceğini göz önünde bulundurursak, bu durumun tarihçinin sahip olması gereken vasıflara uygun düşmediğini görebiliriz. Çünkü yukarıda belirttiğimiz gibi tarihçi, çalışmaları gereği tarihin alt dallarıyla ilişki içerisinde bulunacaktır. Bu nedenle farklı alanlarda geniş bilgi okyanusuna sahip olmalıdır. Bununla birlikte verileri doğru değerlendirebilmek açısından, tek taraflı bakmayarak bütünü görebilmek tarihçi sıfatına layık olabilmek için pek elzem bir şarttır. Örneğin, teknolojik gelişmelerin arşiv sistemlerine ve kütüphanelere yansımasıyla, istatistik ve teknolojik alanlarda teknik donanımının sahip olunması bir araştırması için gereklilik boyutundadır.

Bunun dışında daha önce bahsettiğimiz gibi profesyonelleşmenin yönlendirilmeye meyletmesi ve üniversite mantalitesi gereği tarihi iyice irdeleyemeyen tarihçilerin ortaya çıkması durumu tarih bilimini sübjektifleştirecek durumlardır.

Yöneticilerin, hükümetlerin ve büyük adamların eylemlerine ağırlık veren tarih, bireyi olayları yönlendiren birkaç liderin dışında insanların çoğunun pasif olması beklenen bir toplumu kabul etmeye şartlandırır.15
3.Piyasadaki Örnekler Üzerinden Popüler-Profesyonel Tarihçilik Değerlendirilmesi

Tarihçilik anlayışı iki yönlü gelişme göstermiştir, bunlar popüler ve akademik tarihçi anlayışı şeklindedir. Akademik tarihçi statüsü, üniversite camiasında bulunarak ve bilimsel incelemelerde belli bir alan üzerine yoğunlaşılarak profesyonelliği ve yetkinliği berberinde getirmektedir. Fakat alanında uzmanlaşmış profesyonel tarihçilerin büyük çoğunluğu alternatif konulara kapalıdır(istisnalara değineceğiz). Bu sebeple hitap ettikleri çevre kısıtlıdır ve yapıtlar profesyonelleştikçe terim kullanımı artacak ve metinler komplikeleşecektir, yani okuyucu kitlenin algı düzeyi ve bilgi kapasitesi seçici olmak durumundadır. Akademikleşmenin bu olumsuzluğuna karşın Hüseyin Korkut “Hızla modernleşen dünyada belirli uzmanlık alanı için daha çok disiplinli, yaratıcı, düşünceli, sağlam yargı ve geniş bir sosyal anlayış gibi nitelikleri olan bireylerin yeterli bir yüksek öğrenim sürecinden geçerek yetiştirilmeleri gerekmektedir” demektedir.16 Elbette bu süreçte sistematik eğitimin faydaları yadsınamaz.

Popüler tarihçilik anlayışı ise, sunulanların okuyucu tarafından ilgi çekici bulunmasını ve ulaşılan okuyucu miktarının fazla olmasını amaç güder, tarihi ideolojik ve dini yönden tasdiklenme sağlamak amacıyla(güya) kanıt olarak gösterebilmek amacıyla kullanır. Popüler tarihçi kavramı, halkın ilgi ve algısını üzerlerinde toplamak için, bilgi ve belgelerin kesinliği ve bunun yanında tarihçi üslubu ile donanımı olmaksızın, popüler tartışma konularını medya organları aracılığıyla sunan ve beraberinde tartışmalarda bulunan kimseler için kullanılır.

Profesyonellerin aksine popüler tarihçiler için belge ve metot eksikliği, yanlış yargılar büyük önem teşkil etmemektedir, mühim olan prim yapıp yapmamaktır… Günümüzde ne yazık ki kimi tarihçilerimizde bilimsel kaygıların yerini medyatik kaygılar almıştır. Bernard Lewis’in hakkında “Zamanın büyük alimleri vardır ama Halil İnalcık bütün zamanların büyük tarihçisidir.” dediği İnalcık günümüzün popüler tarihçiliği ile ilgili şunları dile getirmektedir: “Tam bir tarihçi olmak çok güçtür. Bugünün tarihçileri hikâye anlatıyor.” ilim icra etme kaygısının azalmasını modernizmin getirdiği popülerizme bağlıyorum. Bu mevcut duruma karşı Halil İnalcık günümüzün popüler tarihçilerine şu tavsiyede bulunuyor; "Türk tarihçilerine bir öneride bulunmak gerekirse diyebilirim ki; daima belgelere sadık kalın. Eğer hakikati ortaya çıkarırsanız bu daima bizim lehimizedir, çünkü bugüne değin tarihimiz hakkında yazılanların çoğu ya yalandır, ya çarpıtmadır. Eğer mübalağa yaparsanız kendinizi kabul ettiremezsiniz, sizi ciddiye almazlar." Belli ideolojiler çerçevesinde tarihi yorumlayan popüler tarihçiler ile profesyonel tarihçileri ayıran ölçütün akademik eğitim düzeyi olmadığını belirtmek isterim. Örneğin profesyonel tarihçi olarak sayabileceğimiz isimlerden biri olan İlber Ortaylı akademik eğitimini siyasal bilimler üzerine almış olup Osmanlı tarihi üzerine pek çok çalışması bulunmaktadır. Bir başka profesyonel tarihçi olarak gösterebileceğimiz kişi ise uzmanlık alanı siyasi tarih olan oral Sander’dir. Dilinin yalınlığı sebebiyle anlatımı rahatlıkla algılanabilen Sander adeta roman tadında bir tarih sunmaktadır eserlerinde. Prof. Dr. Ömer Kürkçüoğlu, Oral Sander ile ilgili şu değerlendirmede bulunmaktadır: Oral Sander’in siyasi tarih alanına en büyük katkısı, konuyu çok geniş bir çerçevede ele almasıdır.” Gerçekten de tarihi olayları tek yönlü incelemeyip tüm boyutlarıyla ele almaktadır. Örneğin ikinci dünya savaşının başlamasını ele alırken, Polonya’nın İşgali’ni, Sovyet-Fin Savaşı ve İskandinavya Gelişmeleri’ni, Fransa’nın Teslimi’ni, İngiltere Savaşı’nı anlatmakta, dönem üzerine farklı coğrafyalardaki durumlar hakkında bilgilendirmeler yapmakta ardından genel değerlendirme ve bütünleyici bir açıklamada bulunmaktadır. Savaşın yalnızca kendi açımızdan etkilerini ve gelişme aşamalarının değil, diğer coğrafyalarda ve toplumlarda nasıl ilerleme gösterdiğini anlatmaktadır. Bu bakış açısı zenginliği bütünü görebilme gücünü artırmaktadır ki bu bilimselliğin bir göstergesidir. Yine başka bir profesyonel tarihçi olarak Mehmet çelik gösterilebilir. Diğer örneklerdeki gibi, üniversitede tarih bölümü mezunu olmamasına karşın(ilahiyat mezunudur.) bilgi ve belge güvenilirliği ve tarafsızlığı onun profesyonel tarih birikimini göstermektedir. Örneklerde gördüğümüz gibi; “Akademik eğitim profesyonelliğin ölçütü değildir.”

Profesyonelliğin evrensel bilim icra etme ve toplumu aydınlatarak doğrulara yönlendirme açısından ehemmiyeti elbette yadsınamayacak bir olgudur lakin buna karşın yüksek tarihi bilgi ve stratejik zekâ her zaman olumlu şekillerde kullanılmamaktadır. Örneğin Ortadoğu hakkında uzmanlaşmış batılı bir uzman olan Bernard Lewis’in tarihi bilgi ve becerisini tartışmak dahi gereksizdir, buna karşın George Bush’un danışmanlığını yaparken tarihi donanımını emperyalist çıkarlara hizmet ederek harcamıştır. Profesyonel tarihçilik ile ilgili bir diğer olumsuzluk ise, daha önce de bahsedildiği gibi, uzmanlaşmanın ortaya çıkarabileceği, belli bir alana hapsedilmiş ve harici konularda yeterli bilgiden yoksun zihinlerdir. Oysa Halil İnalcık’ın da dile getirdiği üzere; “Zaman ve mekân içinde toplumun hayatına tarih denir. Bunun için bir tarihçi sosyoloji, ekonomi, kültür, coğrafya, her şeyi bilmelidir.17

4.Sonuç

Tarih bir sosyal bilimler dalı olup fen bilimleri gibi deney ve gözleme dayalı, istikrarlı sonuçları olan bir alan değildir. Bu sebeple tarihçinin, elindeki bilgi ve belgeleri en doğru şekilde değerlendirebilmesi açısından, olayları tek yönlü değerlendirmemesi, objektif bakış açısına, geniş tarihi ve genel kültüre sahip olması gerekmektedir. Bu bağlamda, bireylerin gelişimini sağlayabilmek amacıyla eğitim kurumu olan okullar ortaya çıkmıştır. Geçtiğimiz yüzyıllar için büyük önem arz eden ve bilgiye ulaşmadaki pek az yoldan biri olan okullar, günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte eski gerekliliğini yitirmiş, bireysel farklılıkların toplumsal birlik adına köreltilmesi gibi işlevler kazanmıştır. Buna karşı, üniversiteler bireylerin belli konularda uzmanlık kazanmasını sağlamaktadır ki bu bireyin bilgi kapasitesini, donanımını artırır. Lakin uzmanlaşma tek bir konunun üzerinde bağlı kalmayı da beraberinde getirebilmekte ve uzmanlık alanı haricindeki konulara karşı bireyi yabancılaştırabilmektedir. Bu noktada profesyonel tarihçi tanımına dikkat edilmelidir. Profesyonel tarihçi kavramını kullanırken, bu vasıfta akademik eğitim ölçüt olarak değerlendirilmemiş, bireyin kendini çok yönlü geliştirmesi, objektifliği, bilgi-belgelerinin güvenilirliği ve bilgi kapasitesi ölçüt olarak alınmıştır ve örneklere bakıldığı zaman da profesyonel tarihçiliğin üniversite eğitimiyle doğru orantılı olmadığı gözlenmiştir. Bu sebeplerden dolayı, spesifik olarak üniversiteleri, genel olarak okul kavramını bilgi edimi esnasında gerekli görmemekteyim.

KAYNAKÇA

Alaattin Dinçer,Felsefe Yazın,No:9,Aralık-Ocak,2006

Arıkan, R. Araştırma Teknikleri ve Rapor Yazma(3. bs.)Ankara:Gazi Kitabevi, 2000
Aytaç, Kemal, Avrupa Eğitim Tarihi, Antik Çağdan 19.Yüzyılın Sonuna Kadar, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara, 1972
Collingwood,R. G. Tarih tasarımı( K. Dinçer, Çev.).İstanbul:Ara Yayıncılık, 1990

Çelik, V.Okul kültürü ve Yönetimi,Ankara:PegemA Yayıncılık,2001

Fazil,N,Cile,Büyük Ortadoğu Yayınevi,1947
Harry Kelly,“The Modern School in Retrospect,” The Modern School of Stelton 1925

İnalcık, H. Dua Edin 100 Yaşını Göreyim, Zaman Gazetesi, 2012

Korkut, Hüseyin, Türk Üniversiteleri ve Üniversite Araştırmaları, Ankara,1984
Leo Tolstoy,Education and Culture”,Tolstoy on Education, Çeviren Leo Wiener (Chicago:

The University of Chicago Press) 1967

Sabri Hizmetli, İslam Tarihçiliği Üzerine,Ankara,1991

Said,E.Entelektüel, Ayrıntı Yayınları,2004

Spring,J., Özgür Eğitim, İstanbul, Ayrıntı yayınevi,1991

Türkçe Sözlük,TDK Yayınları,Ankara,2012

1 Türkçe Sözlük, TDK Yayınları,Ankara,2012

2 Arıkan,R.Araştırma teknikleri ve rapor yazma(3.bs.).Ankara:Gazi Kitabevi, 2000 s.12

3 Sabri Hizmetli, İslam Tarihçiliği Üzerine,Ankara 1991,s:1, 2.

4 Collingwood,R.G.,Tarih tasarımı(K.Dinçer, Çev.),İstanbul:Ara Yayıncılık, 1990, s.28

5 Alaattin Dinçer, Felsefe Yazın, No:9, Aralık-Ocak 2006, s.19-20

6 Illich, I. Şenlikli Toplum, İstanbul,Ayrıntı Yayınları,1988,s.22

7 Aytaç, Kemal, Avrupa Eğitim Tarihi, Antik Çağdan 19.Yüzyılın Sonuna Kadar, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara, 1972 s.91

8 Leo Tolstoy, ‘’Education and Culture’’, Tolstoy on Education, Çeviren Leo Wiener,1967,s.46

9Harry Kelly, “The Modern School in Retrospect,” The Modern School of Stelton(Stelton, New Jersey: The Modern School Addociation of North America, 1925) s.115.

10 Key, E.The Century Of The Child. www.socsci.kun.nl. P:G: Putnam Sons, NY,1909, s.97

11 Said, E. (2004) Entelektüel. Ayrıntı Yayınları, 2004 s.75 

12 Age. s.75

13 Age s.79

14 Fazil,N., Cile, Büyük Ortadoğu Yayınevi, 1947

15 Spring, J., Özgür Eğitim, İstanbul, Ayrıntı yayınevi. 1991, s36

16 Korkut, Hüseyin, Türk Üniversiteleri ve Üniversite Araştırmaları, Ankara, 1984, s.1

17 İnalcık, H.,Dua Edin 100 Yaşını Göreyim,Zaman Gazetesi,2012



sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

İÇİndekiler iconİÇİndekiler öNSÖZ 2 elizabeth dönemi Tİyatrosu 3


Sanat




© 2000-2018
kişileri
s.ogren-sen.com