Ders notlari


sayfa14/20
s.ogren-sen.com > Doğru > Ders
1   ...   10   11   12   13   14   15   16   17   ...   20

Gelir durumları

Aylık maaş almaktadırlar. Biz aldıkları maaşı sorduğumuzda 1000-1500 TL arasında değiştiğini söylediler. Sosyal güvenceleri ise Bağ-kurdur. Çoğu maaşların azlığından yetiremediklerinden şikâyet etmektedir. Dolmuşçunun biri aldığı maaşın ev geçindirmeye yetmediğini ve çocuklarının ihtiyaçlarına yetişemediğini söyledi. Bu durum bir baba olarak kendisini ne kadar rahatsız ettiğini üzülerek belirtti. Bazıları ise bu soruyu cevaplamak istemedi.

Araç bakım masraflarını kendi ceplerinden karşılamaktadırlar. Haftada bir araç bakımı, tamir, yağ kontrolü yaptırmaktadırlar. Temizlik ise günlüktür. Bu da nerdeyse maaşlarının 1/3üne mal olabilmektedir.


  • Polis korkuları

Kırıkkale polisi dolmuşçular için korkulu bir rüya gibidir. Birçok şehre nazaran Kırıkkale’de denetimler daha fazla. Bu hal dolmuşçuları bezdirmiş durumda. En büyük korkuları fazla yolcu taşımaktan dolayı yedikleri cezalar. Telsiz konuşmalarında da birbirlerini polislerden haberdar ediyorlar. Ceza konusunu sorunca ise:emniyet_seridi_ihlaline_rekor_ceza_h35783

‘ 154 lira ceza yedim bir keresinde. Ufacık bir çocuk bile olsa ayakta ceza yazıyorlar.’

Bir diğer dolmuşçu ise:

‘ Yıldırdılar ya. Eve ekmek götüremiyoruz’ diyerek şikayetini belirtti. Bir dolmuş yolcuğunda bir dolmuşçunun sitemi ise şu şekildeydi:

‘Bir saat uygulamanı yap git kardeşim. Bu ne bu kadar neredeyse evimize kadar girecekler.’ Böyle söyleyenlerin aksine polislerin uygulamasından memnun olan dolmuşçular da vardır. Polislerin trafiği düzene koyduklarını, Kırıkkale’deki araç kullanıcıları dikkatsiz ve kurallara uymuyorlar. Polislerin bunu engellemeye çalıştığını ve kazaları en aza indirgemek için uğraştıklarını düşünüyorlar.

Ceza yedikleri konular genellikle fazla yolcu alma, dur ikazına uymama, kırmızı ışıkta geçme gibi konulardır.


  • Öğrenciler hakkındaki düşünceleri

Öğrencilerle en çok ring parası konusunda anlaşmazlık yaşıyorlar. Öğrencilerin parayı vermemesinden çok şikâyetçiler. Bu konu hakkında düşüncelerini merak ettiğimizde:

‘Biz öğrencinin parayı gerçekten verip veremeyecek durumda olduğunu anlıyoruz. Ayağında 400 liralık ayakkabı var ama ring parasını vermeye tenezzül etmiyor ayıp denen bir şey var.’

‘Biz öğrencinin halinden anlıyoruz abi param yok veremeyeceğim dese anlayış gösteririz ama onlar bizi saf yerine koyuyorlar inerken bir de sırıtıyorlar.’ ‘Hırsızlığın büyüğü küçüğü olmaz’.

‘Bir keresinde öğrencinin biri ring ücretini vermeyince indirmedim merkeze kadar götürdüm, gıcıklık değil mi? ‘

‘Ring parasını vermeyenler sınıfını geçemesin’

‘ 1.50 tl nin üstü 10 kuruşu almadan tepemden gitmiyorlar, ama ring parasını vermiyorlar.’ şeklinde konuşmalar yaşanıyor.

Öğrenciler de 10 kuruşların geri gelmemesinden şikayetçi. Şahit olduğumuz öğrenci dolmuşçu konuşması çok ilginçti. Dolmuşçu:

‘Gençler burslara zam gelmiş artık ring parasını tam verirsiniz’ demişti. Öğrenci cevabı ise ‘Siz önce 10 kuruşları verin.’ oldu.

Ücret konusu dışında dolmuşçu-öğrenci ilişkileri gayet iyidir. Öğrenci müzik istediğinde açıyor oynamalarına bile bir şey demiyor. Hatta onlara eşlik ettiği bile oluyor. Öğrenciler arasında en popüler telsiz konuşması içinde Ramazan’ın olduğu konuşmalardır.

Projenin Adı:

Projenin Süresi: 30 gün

Projede Kullanılan Araştırma Teknikleri: Katılımcı Gözlem, Görüşme, Saha İncelemesi

Sosyolojik Kavramlar : Kültür, alt kültürler, Toplumsal Davranış, ritüeller

Hazırlayanlar: Mustafa Aksu, Abdullah Özler, Üzeyir Kahraman

Danışman Doç.Dr.Levent Eraslan
Giriş

Dilencilik Nedir?

Bu konuda kabul görmüş yaygın bir tanımın bulunmadığını belirtmekte yarar var; konuya ilişkin çok farklı tanımlar yapılabilir: Dilenci, toplumda genel kabul gören ölçütler dâhilinde yaşamını sürdürebilmek için sahip olması gereken ekonomik imkânlara, kendisinden veya toplumsal şartlardan kaynaklanan olumsuzluklar nedeniyle sahip olamadığı için veya aslında yoksul olmadığı halde kendisini yoksul göstererek ihtiyaç hissettiklerini elde edebilmek için, imkân sahibi olanlardan söz, yazı veya davranışlarla para veya eşya isteyen kimsedir. Dilenci, isteğinin gerçekleşmesi için, istekte bulunduğu kişinin vicdanına, duygularına hitap eden sözler kullanır veya tavırlar sergiler (Munzer, 1999). 

Dilencilik insanlık tarihinin içine düştüğü istenmedik durumlardan birisidir. Başlangıç tarihi tam olarak tespit edilemeyen dilencilik sosyal hayat içerisinde alt grupların en alt tarafında yer alan ve toplum katmanları arasında en sevilmeyen grubunu oluşturmaktadır. Toplum içinde sosyal adaletin bozulmasına paralel olarak artan fukaralık kavramı içerisinde artış gösteren dilencilik, o toplumun bir diğer açıdan gelişmemişlik ya da az gelişmişliğinin fotoğrafını vermektedir. (Tekin, 2008: 347). 

Dilencilik, çalışmadan, emek sarf etmeden maddi kazanç elde etme davranışıdır. Bu davranış, hem insan gücünün değerlenmemesine, hem insan onuru denilen duygunun köreltilmesi ve insani ve dini bazı temel duyguların istismar edilerek, beşeri ve sosyal yapının doku zedelenmesine uğramasına imkân tanımaktadır. Dilenciliğe, özellikle dini duyguların yoğunlaştığı zaman ve mekânlarda daha sık rastlanılmaktadır. Zaman olarak daha çok Ramazan ayları, Cuma günleri, Kandil gün ve geceleri; mekân olarak da mezarlar, türbeler, cami avluları v.b bu iş için daha çok tercih edilmektedir. İnsanlardan para alabilmek için her fırsat değerlendirilmektedir. Yani dilencilik, doğası gereği oportünist bir karakter arz etmektedir.

1. Dilenciliğin Arka Planı ve Faktörler 

Dilenme davranışı, yaygın bir şekilde ve tarihin hemen her döneminde var olmuştur. Ancak, düz bir mantıkla, yoksulluğun da her zaman var olduğu ve buna bağlı olarak dilenciliğin her dönem var olmasının olağan olduğu gibi bir nedenselliğe dayalı bir izah, olayın belki de en masum boyutunu görmemizi sağlar. Oysa gözden kaçırılmaması gereken dilencilik olgusunun en temel yönlerinden biri, onun bir istismar aracı oluşudur. Hatta gerek bizzat yaptığımız araştırma ve gözlemler, gerekse bu konuda ilgili kurumlar aracılığı ile yapılmış çeşitli durum tespit raporları ve dosyalar ile az sayıdaki akademik çalışmalar, olgunun, daha çok bu eksende var olduğunu bize düşündürmektedir. Buradan hareketle, dilencilerin, belki iki faktörün etkisiyle dilendiklerini söyleyebiliriz. Ancak, birinci faktör yani yoksulluk nedeniyle dilenmede, dillenen kişiler bu işi yapmakta zorlanmakta ve imkân ve fırsat bulduklarında kendi emekleri ile veya buna imkân yoksa çeşitli resmi ve sivil kurum ve kuruluşların ekonomik desteği ile zaten zorlanmadıkça başvurmadıkları dilenciliği terk edebilmektedirler. Diyebiliriz ki, bu şekildeki dilencilik, yok denecek kadar azdır. Çünkü dilenciliği meslek edinmemiş olan bu insanların dilenmeleri, kendilerine de rahatsızlık verici olduğundan, çoğunlukla ne olursa olsun dilenciliği tercih etmemektedirler. Aslında bu grup insanlar, belki de salt yoksul kategorisinde olup, dilenci olarak bile değerlendirilemezler. İkinci faktör, dilencilik olgusunun, asıl üzerinde durulması gereken kaynağı olarak gözükmektedir. Bu dilencilik türü, mücadele edilmesi ve çözümü için uğraşılması gereken bir psiko-sosyal problem olarak önümüzde durmaktadır. Çünkü insanlar eğer dilenciliği meslek edinmemişlerse artık insan onuru denilen duyguyu köreltmişlerdir. Bu duygu, insanın her halükârda dilenme ve isteme davranışına engel olan bir benlik duygusudur. Her birey, kendi manevi varlığını koruma içgüdüsüne sahiptir. Diğer adıyla “izzet-i nefs” duygusu dediğimiz bu duygu, insanın kendini sevmesi ile bağlantılıdır. Bu duyguyu kaybetmek, insanlar için pek çok olumsuz davranışı yapabilmeyi doğal hale getirecektir. Nitekim bu duyguyu yitirmiş olan dilenciliği meslek edinmiş kimi bireyler için tek önemli şey, muhataptan maddi bir şeyler koparmak olup, yerine göre her yöntemi kullanmak söz konusu olabilmektedir. Bunların başında da, kadınların ve çocukların istismarı gelmektedir. Onları sokaklara salarak istismar etmekte hiçbir sakınca görülmemektedir. Onlar da, zamanla öğrenilmiş davranış ve ifadeleri içselleştirerek, bu tür meslek olarak algıladıkları dilenciliğin çeşitli rol davranışlarını uygulamakta zorlanmamakta ve herhangi bir rahatsızlık duymamaktadırlar. Zamanla sokak hayatının çeşitli risk ve problemlerine, yeri geldiğinde geçici olarak cezaevi hayatının şartlarına alışan ve bu konularda duyarlılığını yitirme düzeyine ulaşan çok sayıdaki dilenci bireyler, sosyal bir yara olarak iyileşmesi imkânsız bir noktaya doğru ilerlemektedir. Hatta sosyo-ekonomik refah düzeyinin artması bile, bu işi bırakmayı sağlayamamaktadır. Yapılan araştırmalarda, bu türden çok sayıda vakaya bizzat rastlamış olmamın yanı sıra, televizyon ve gazetelerde de sık sık bu tür haberlere şahit olunmaktadır. Hiç Şüphesiz onların kangren olmuş yaralarını tedavi etmek kolay değildir. Bunun için sistemli ve tüm toplum bireyleri, resmi ve sivil kurum ve kuruluşların organize bir şekilde çalışmalarıyla mücadele etmek gerekir. Ancak, en azından toplum bireylerine bu konuda duyarlılık kazandırmadan, salt polisiye yöntemlerle bu işi başarmanın imkânsız olduğu da kaçınılmaz bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır. (Karacoşkun, 2008: 216). 

Hukuk disiplini, dilencilik olgusunu bireysel yaşamı ve toplumsal düzeni rahatsız edici eylem kategorisi içinde normatif bir çerçevede ele almaktadır. Dilenciliğin içinde işlem gördüğü kabahatler kanunu toplum düzenini, genel ahlakı, kamu sağlığını, sosyal çevreyi ve ekonomik düzeni korumayı esas alan bir yetkiyle, dilenciliği yaptırımları olan kriminolojik bir eylem olarak değerlendirmektedir. Bu yaklaşımın detayları, dilenciliğin sözlük anlamını da referans aldığımızda, dilenciliğin geçim sağlama pratiğinin meşru olmayan bir eylem tipi olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Dilenciliğin kelime anlamı ve hukuk terminolojisindeki kullanımı, bir olgunun ya da eylemin sınırlarını, biçimini ve meşruluğunu ön plana çıkaran bir konsept oluşturmaktadır. Suç unsuru taşıyan ekonomik bir aktivite olarak dilencilik, gündelik yaşamda bütün hukuki güvenlik ve beledi tedbirlere rağmen kendini devam ettirmektedir. Başka bir ifadeyle, dilencilik olgusunun söz konusu konsept dışında, toplumsal yaşamda hayatiyet bulan etkin bir veçhesi olduğunu vurgulamak gerekir (Parin, 2008a: 3). 

Dilenciliğin arka planında muhtaç insanların toplumsal dayanışmayla ihtiyaçlarının giderilmesi gibi makul bir gerekçe de bulunmaktadır. Bu haliyle gerçekten çalışamayacak ve muhtaç durumda olanların, yaşamlarını devam ettirmek için toplumsal dayanışmanın yerine getirilmesine itiraz edilmeyebilir. Ancak, bu iyi niyetli yaklaşımla bile, yanılma payı hiç de azımsanmayacak derecededir. Çünkü dilenenlerin büyük çoğunluğu için dilenmek, muhtaç olmak ile, bunu meslek haline getirip kolay yoldan hayatı devam ettirmek arasında ince bir çizgiyi ifade eder hale gelmiştir. 

Dilencilik olgusu ve dilenci kişi ya da grupları yapı itibariyle çetrefilli bir konu özelliği göstermektedir. Dilenciliğin devamını sağlayan toplumsal, kültürel, dinsel tutum ve anlayışlar, dilenen kişi ya da grupların sosyo-ekonomik nitelikleri, dilenciliğin yaygın olduğu toplumsal alanlar, dilencilikle mücadelede yetersiz kalan bireysel, toplumsal ve kurumsal politikalar, dilenciliği meşrulaştırıcı işleve sahip yoksulluk, yaşlılık, özürlülük gibi unsurlar bir bütün olarak söz konusu problemin ana bileşenlerini oluşturmaktadır. Bu bağlamda çok bileşenli ve kökenleri çok eskilere dayanan dilencilik sorunuyla mücadelede ilk aşama dilenciliğin tarihsel soy kütüğünü, dilenme eyleminin anatomisini, dilencilik olgusunun bileşenlerini, dilenci grupların özelliklerini ve dilenciliğin devamına imkân sağlayan toplumsal dokunun karakteristik yapısını içeren bir çerçevenin ortaya konulmasıdır (Parin-Tuna, 2008b: 8). 

2.Dilenmenin Gerekçeleri

Dilenciler, çok farklı gerekçeleri dilenmelerinin  nedeni olarak ifade  etmektedirler. Bunlar içerisinde en yaygın şekilde dile getirdikleri nedenler  şunlardır: 

2.1- İşsizlik/yoksulluk: İş bulamadığı, aç olduğu için dilenmek zorunda  kaldığı gerekçesi dilenciler tarafından ifade edilen en yaygın gerekçedir.  Dilencilerin birçoğu “niçin dileniyorsun?” sorusuna, iş bulamadığı için  dilendiği cevabını vermekte ve “hırsızlık veya fuhuş mu yapayım, bunları  yapmıyor dileniyorum” diyerek durumunu meşrulaştırmakta ve böylelikle dilenciliği “ehven-i  şer” olarak algıladığını/göstermeye çalıştığı  anlaşılmaktadır. Ancak, küçük bir iş karşılığında (araba yıkamak, ev veya  dükkân temizlemek gibi) ihtiyacını karşılayacak para teklifinde  bulunulduğunda, bu teklifi kabul eden dilenci yok denecek kadar az  çıkmaktadır; çoğu hasta olduğu gerekçesiyle bu teklifi geri çevirmektedir.  

2.2- Hastalık/sakatlık: Yoksulluğu nedeniyle hastalığını tedavi  ettiremediğini ve tedavi olmak için dilenmek zorunda kaldığını veya  hastalığı/sakatlığı nedeniyle çalışamadığından yaşamını sürdürmek için  dilenmek zorunda kaldığını söyleyenler bu gruba dahildir. Bazı dilenciler  sahte hasta raporlarını veya röntgen filmlerini  hasta olduklarına ilişkin  inandırıcılıklarını artırmak için kullanmaktadırlar. 

2.3- Yolda kalma: Daha çok otogar veya tren istasyonlarında dilenenlerin  başvurdukları bir yöntemdir. Genellikle temiz giysili ve düzenli görünümlü bu  kimseler, parasını kaybettiği veya çaldırdığı için memleketine gidemediğini,  bilet almak için paraya ihtiyacı olduğunu belirterek, kendisine bilet parası  verilmesini rica etmektedirler. İnandırıcılığı artırmak için parayı borç olarak  istediğini ve daha sonra ödeyeceğini ifade eden ve yardım almayı başarmak  için istekte bulunduğu kişinin adresini alanlar da olmaktadır. Fakat  kendilerine para verilmeyip de biletini almak istendiğinde, bunu kabul  etmeyerek parayı almaya çalışmaktadırlar.

3.Dilenme Biçimleri 

Dilenciler genellikle hangi yöntemlerle dileniyorlar? Bu soruya yanıt  olabilecek araştırma bulguları şunlardır: Araştırma bulgularına göre dilenme  işi başlıca iki farklı şekilde yürütülmektedir: 

3.1-  Doğrudan para veya eşya isteyerek dilenme: Dilencilerin tamamı  kendisine verilen paraya “hayır” demiyor. Fakat bazıları bir yiyecek maddesi,  giyecek veya ev eşyası da isteyebilmektedir. Bunlar daha çok evlerde  veya  işyerlerinde dilenenlerdir. Bazıları her ne kadar istediği eşyayı doğrudan  söylüyorsa da, ne verilirse almakta da tereddüt etmiyorlar. Bu ise, asıl  ihtiyacının o eşya olmadığının en önemli göstergesidir. Alınan her şey “kısa  günün kârı” olarak değerlendirilmektedir.  

3.2- Bir hizmet karşılığında para isteyerek veya verileni reddetmeyerek  dilenme: Bunların çoğunluğunu tartıcılar, kağıt mendil satanlar veya araba  camı silenler oluşturmaktadır. Bu durumda bulunanların  büyük çoğunluğunu  çocuklar oluşturmaktadır. Bunlar, verdiği hizmetin veya sattığı malın karşılığı  olarak para talep etmekte, para verilirken daha fazlasını isteyerek veya daha  fazlası verildiği zaman reddetmeyerek üstü örtülü bir  şekilde dilenme işini  yürütmektedirler. Ayrıca, özellikle mezarlıklarda Kur’an okuyarak, dua ederek, mezar sulayarak veya temizleyerek, mezar için su veya çiçek satarak,  fal bakarak dilenme işini dolaylı şekilde yürütenleri de bu gruba dâhil etmek  mümkündür. Tüm bunların genel özellikleri; verdikleri hizmetin veya  sattıkları ürünün karşılığında borcun ne olduğu sorulduğunda “ne verirsen”,  “gönlünden ne koparsa” gibi cevaplar vermeleridir; belirli bir para miktarı  ifade etmekten özellikle kaçınmaktadırlar. Ancak burada  şunu ifade etmek  gerekir ki, verdikleri hizmet ve yaptıkları satışlarla bu grupta isimleri  geçenlerin hepsini dilenci olarak nitelemek çok doğru olmaz. Özellikle de  tartıcılar ve kâğıt mendil satanlar bu konuda önemli bir ayrıcalığa sahiptirler.  Çünkü bunların içerisinde dilenmeyi reddeden ve emeğinin karşılığı dışında  verilenleri almayan veya almakta zorlananlar oldukça çoktur. Ancak ne var ki  bu hizmetler ve satışlar bazıları için dolaylı bir şekilde dilenme biçimi olarak  kullanılabilmektedir. Dilenmek amacıyla böylesi yöntemi tercih edenler için,  bu yöntemin en çekici tarafı, yardımseverlerin “bu kişi çalışıyor, bu dilenci  değil” anlayışıyla, bir dilenciye verilenden daha fazla miktarda yardım etme  eğilimi taşımalarıdır.
1   ...   10   11   12   13   14   15   16   17   ...   20

Benzer:

Ders notlari iconDers notlari

Ders notlari iconDers notlari

Ders notlari iconDers notlari

Ders notlari iconDers Notları ÜNİte I

Ders notlari iconDers notlari birinci Gün 7

Ders notlari iconDers Notları Final Hinduizm

Ders notlari iconDers notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat

Ders notlari icon” Ders Notları Öğr. Gör. Osman albayrak

Ders notlari iconDinler tarihi ders notları final yahudilik

Ders notlari icon” Ders Notları Öğr. Gör. Osman albayrak


Sanat




© 2000-2018
kişileri
s.ogren-sen.com