Ders notlari


sayfa5/6
s.ogren-sen.com > Doğru > Ders
1   2   3   4   5   6

İşlev değişimi: Aynı biçimin farklı işlevlerde kullanılmasıdır. “Kumsal” ve “uysal” örneklerinde yer alan –sal ekinin sıfat yapma eki işlevinde yaygın olarak kullanımı buna örnek gösterilebilir. “Türkçeyi sala koyup sele verdiler.” ifadesi konunun ulaştığı boyutu özetlemektedir.

Not:sorunsal, bağlamsal, ussal (akılcı)” gibi ifadeler Türkçenin ifade imkânlarını hiçe sayan bir tercihtir. Bilimsel, duygusal, küresel ve görsel örneklerinde ise bu ekin artık kalıplaştığı görülüyor.

Kitlesel hareket yerine kitle hareketi

Parasal konu yerine para konuları

Kamusal alan yerine kamu alanı

Evsel atık yerine ev atığı ya da çöp

Bölgesel sorun yerine bölge sorunu denmelidir.

* Fr. national > Tü. ulusal // universal > evrensel (Bu ekin yaygınlaşmasına neden olan bulaşmalara örnektir.)

  1. Ödünçleme (Alıntılama): Ödünçlemeler bir kaynak dilden ya doğrudan ya da aracı diller aracılığıyla yapılmaktadır. Örneğin ahtapot, körfez, demet Yunancadan; futbol, egzoz, damper İngilizceden; derya, arzu, müjgan Farsçadan doğrudan; mokasen “Kızılderilililerin giydiği giysiden yapılmış tek parça ayakkabı”, domates, patates Amerikan yerlilerinin dillerinden dolaylı olarak ödünçlenmiştir.

Bugün bir dünya dili konumuna gelen İngilizce yüzyıllar boyunca Fransızca ve dolaylı olarak Latincenin etkisinde kalmasına, dünyanın pek çok dilinden on binlerce sözcük almasına karşılık bugün Fransızca dahil olmak üzere bütün dünyaya sözcük ihraç etmekte, âdeta dünyanın her köşesinde karma diller yaratmaktadır.**

***

TÜRKÇE İLE YABANCI DİLLER ARASINDAKİ İLİŞKİLER

Diller arasındaki ilişkiler kaçınılmazdır. Bütün diller, ilişkide bulundukları diğer dillerle etkileşim içindedirler. Birbirlerinden dil unsurları alırlar ve birbirlerine verirler. Tarihin en eski dönemlerinden beri bu doğal alış-verişlerin olduğu bilinmektedir. Türk dili için de durum böyledir.
Ancak, Türkler, tarih boyunca çok farklı coğrafyalarda çok değişik halklarla (Çin, Moğol, Tunguz, Fars, Arap, Ermeni, Yunan, Rus, Fransız, İtalyan, Alman, Bulgar, Romen Arnavut, İngiliz vs.), dillerle, dinlerle, kültürlerle komşuluk yapmış veya bir arada yaşamış olduklarından dolayı, belki de alış-veriş yaptığı dil sayısı en çok olan milletlerden biri durumundadırlar.

Yeryüzünün bütün dilleri gereksinim duydukları çoğu zaman kendi dillerinde bulunmayan kimi sözcükleri birbirlerinden almışlardır. Yabancı dillerden kelimelerin, kelime çevirilerinin, deyimlerin ve terimlerin alınması ödünçleme olarak adlandırılmaktadır. Bu tür kelimelere de ödünç kelime veya alıntı denilmektedir.

Alıntılar iki yolla yapılır:

1. Bilgi alıntıları: Temelinde öğrenme vardır. Alıntılar kültürle ilgilidir. Bu tür alıntılar bize bir milletin diğerine neler öğrettiğini gösterir. Yeni dinlerle ve kültürlerle tanışma, tarihi dönemlerdeki bilgi alıntılarımızın önemli bir nedeni olmuştur. İslamiyet’in kabulünden sonra Arapçadan (farz, sünnet, ezan vs.) ve Farsçadan (namaz ‘Tü. yükünmek’, oruç vs.) alınan dini kavramlar, Anadolu Türkçesindeki yabancı unsurların önemli bölümünü oluşturur. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, Fransızcadan (ampul, telgraf, akvaryum vs.) ve İtalyancadan (acenta, balo, banka, vs.) alınan kelimelerin ‘bir bölümü’ de bilgi alıntısıdır. Bugün ise bilgi alıntıları, daha ziyade İngilizce kelimeler olarak Türkçeye girmektedir. (air-conditioner, printer vb.) Bilgiyi ve teknolojiyi üretenlerin yaptığı adlandırmalar, diğer dillere olduğu gibi geçebilir. Ancak, teknolojiyi veya bilgiyi alıcı dil, kendi kurallarına ve işleyişine göre o kelimelerin yerine kendi sözlerini yerleştirebilir.

Nitekim, bazı kelimeler için Türkçede de bu yapılmıştır. “Computer” yerine “elektronikbeyin” sözü türetilmiş ve bir müddet kullanılmıştır. Daha sonra bunun da yerine “bilgisayar” sözü türetilmiş ve bu kelime yaygınlaşmıştır. (Bu kelime, Hacettepe Üniversite Bilgisayar Mühendisliği Bölümü kurucularından Prof. Dr. Aydın Köksal tarafından türetilmiştir.) “refrigerator” veya “icebox” yerine, Türkçe kurallarla “buzdolabı” yapılmıştır.

Bugün “bilgisayar” ve “buzdolabı” kelimeleri tutunmuştur ve kimsenin bunların yerine “computer”, “refrigerator” demesi beklenemez.

2. Özenti alıntıları: Özenti ve modalaşma gibi dil dışı konular alıntılara sebep olur. Bu tür alıntıları kullananlar, daha bilgili ya da herhangi bir sosyal gruba mensup görünmek, ilgi çekmek vs. gibi beklentilerini gidermektedir. Birlikte yaşanılan halkların dilleri çoğu zaman üst katman dili etkisiyle, ‘özenti alıntısı’ olarak dili etkiler. Baskın kültür ya da yönetici halkın dili, bilgi aktarımı ve öğrenmenin dışında da, alt katman diline girer. Bu, dilbilim teorileri bakımından son derece normaldir.

Ar. şems “güneş” > Tü. şems “güneş; Ar. kamer “ay” > Tü. kamer “ay”

Fars. horşid > Tü. hurşit “güneş” , Fars mah/meh > Tü. mah “ay” gibi alıntılar Türkçeye yeni bilgi getirmeyen özenti alıntıları olarak Arap ve Fars dünyasının Türklerce özenilecek bir yanı kalmayınca, son yüzyıl içinde söz dünyamızdan çekip gitmişler; fakat Ar. şemsiye “güneşlik” > Tü. şemsiye “şemsiye” / Ar. kameriye > Tü. kameriye “çardak” gibi alıntılar Türkçeye yeni bilgiler getiren bilgi alıntıları olarak, Türkçenin söz varlığının birer öğesi haline gelmişlerdir.

Bütün dünyaya Türklerin öğrettiği kahve ve yoğurt kelimelerini, cafe/caffe ve yoghurt şeklinde söyleyip yazmaya çalışanlar kendileriyle ve bizimle barışamayıp başkalarına özenerek onların peşlerine takılan ve aramızdaki en güçlü bağ olan Türkçemizi bırakarak bizden kaçıp kurtulmak için çırpınan kayıplarımızdır.***

Özellikle 1950’lerden sonra Amerikan ve İngiliz etkisi, birçok konuda olduğu gibi Türkçede de kendini göstermeye başlamış ve maalesef son yıllarda özenti alıntıları olarak dilimizi işgal eder duruma gelmiştir. İngilizcenin Türkçeyi işgal etmesinde ana neden, Türkçenin zayıflığı, eksikliği, yetersizliği değildir. Çünkü, Amerikan kültürünün etkisi ve “Amerikalı gibi olma /görünme / konuşma /yazma” modası dil dışında da kendini yoğun bir biçimde göstermektedir. Zaten, Türkçesi varken İngilizcesini kullanmak, bir ihtiyaçtan değil, özentiden ibarettir. Kaldı ki, eskiden alınmış Fransızca plaj” (Fr. plage) yerine İngilizce olarak beach yazıp /bîç/ okumak, hangi “bilgi alıntısı”dır, hangi ihtiyaçtan doğmuştur?

Yeryüzünde bütün diller şu ya da bu ölçüde, başka dillerle kelime alışverişinde bulunmuşlardır. Kimi dillerde yabancı kelimelerin oranı %50’yi geçebilmektedir. İngilizcenin söz varlığının %50’si Latin, %15’i Grek (Antik Yunanca), %10’u diğer diller kaynaklıdır; ancak %25’i Anglosakson kökenlidir; yani %75’i yabancı kökenlidir.

Yapı bakımından Hint-Avrupa dileri ailesinin bir üyesi olan Farsçanın söz varlığının çok büyük bir bölümü Arapça kökenlidir.

Söz varlığının niteliği yani yabancı kökenli kelimelerin ve bunların yerli sözcüklere oranı iki yönlü etki yaratabilir. Alıntı kelimelerin oranca fazla olması dili alıntı yapılan dilin dolayısıyla kültürün etkisi altına alabilir. Kimi durumlarda ise alıntı yapan dil, sayısı ve oranı ne olursa olsun yabancı kökenli kelimeleri içselleştirebilir. Birinci duruma örnek Osmanlıca, ikinci duruma örnek de İngilizce gösterilebilir.

Diller arasındaki kelime düzeyinde etkileşim şu yollardan biriyle ortaya çıkar:

  • Yabancı kökenli kelime tamamen ya da kısmen sesçe ve anlamca yerleşebilir:

Dürbün < fars. dûr “uzak”+bîn “görme”

Çarşamba < fars. çehar “dört”+şenbe “gün”

Çamaşır < fars. câme “elbise”+şuy “yıkama”

Para < fars. pâre “parça”

Tayfa < ar. taife

İng. direct > Tü. direkt

  • Kelime anlam ve biçimce değiştirilmeden aynen alınır:

Show, center, centrum, fuel oil, walkman, stand up, long play, printer, scanner, western, decoder, fair play, fast food vs.

  • Sözcüğün yalnızca anlamı alınır (anlam ödünçlemesi):

İng. wild west vahşi batı

İng. capital başkent

İng. green peace yeşil barış

İng. I love you seni seviyorum

İng. ice berg buz dağı

İng. rounded table meeting yuvarlak masa toplantısı

İng. cold war soğuk savaş

Ar. nâzır bakan

Kimi durumlarda anlam ödünçlemesiyle hangisinin birincil (aslî) olduğunu saptamak çok zordur. Örneğin “Yuvarlanan taş yosun tutmaz” atasözünün Türkçede, Fransızcada ve İngilizcede bulunması, bunun Fransızcadan anlam ödünçlemesi olduğunu düşündürebilir. Ancak aynı atasözünün Rusya Federasyonu içinde Altay bölgesinde konuşulan Türk yazı dili Hakasçada da görülmesi bu görüşü zayıflatır. “Gözden ırak gönülden ırak.” Örneğinin benzer şekilde İngilizce “Out of sight, out of mind” ile çakışması insanlığın ortak düşünce tarzının bir sonucu olarak açıklanabilir.

YABANCI DİLLERDEN YAPILAN ALINTILAR

Bilindiği gibi bir dilin gelişmesi, o dilin sahiplerinin bilgi ve üretim gücüne bağlıdır. Toplumun alıcı ve öğrenici olmaktan kurtulup, verici ve öğretici konumuna yükselmesi yabancı unsurlara karşı direnmenin tek yolu olarak görünmektedir.

Modern Türkiye Türkçesindeki alıntılar arasında ilk sırayı Arapça ikinci sırayı Fransızca kökenli kelimeler almaktadır. Ardından sırasıyla Farsça, İtalyanca, İngilizce ve Yunanca kökenli kelimeler gelmektedir. Türkçede; Latince, Almanca, İspanyolca, Rusça, Macarca, Slovakça, Ermenice, Moğolca, Portekizce, Bulgarca ve Japonca kökenli kelimeler de bulunmaktadır.

Bazen aynı kelime farklı diller yoluyla Türkçeye girebilir. Mesela Yunanca kökenli müzik kelimesi Türkçeye sırasıyla Fransızca, İtalyanca ve Arapça yoluyla müzik, mızıka ve musiki biçimlerinde girmiştir. Bunlardan İtalyanca kökenli mızıka “bando, armonika” anlamında Fransızcadan alınan müzik ile Arapçadan alınan musikinin ilk anlamları aynı olmakla birlikte yan anlamları bulunmaktadır: şiirin musikisi gibi.

Örneğin; İtalyanca kökenli taraça önce Fransızca kökenli teras ve ardından İngilizce kökenli roof’a dönmüştür. Bunun nedeni son dönemlerde prestiji en yüksek olan kelimelerin İngilizce kaynaklı olmasıdır.

Bkz. Notlar 152-190 (Çağdaş Türk Dili)

***

TÜRKÇENİN YABANCI DİLLERE VEDİĞİ KELİMELER

Türkçe takip edebildiğimiz tarihî seyri içinde komşularına, en az onlardan aldığı kadarını vermiştir. Özellikle Türk diline komşu olarak yaşamış Fars, Arap, Rus, Romen, Bulgar, Sırp-Hırvat, Yunan ve Macar dillerine ait sözlüklere baktığımızda Türkçenin bu dillere sadece beslenme ve giyim-kuşam kültürüyle ilgili yaklaşık 1550 kelime verdiği tespit edilmiştir: aba, altın, amaç, ambar, Anadolu, arsa, arpa, buğday, burçak, armut, arpacık, asma, astar, ateş, atlas, avcı, ayran, ayva, bağırsak, badem, baklava, balık, bamya, bereket, çarşaf, çeşme (cisme), çekmece (cecmagea) kaymakam, kundura, küfe, oklava, paçavra, pazı, patlıcan, pilav, pelte, saban, rakı, tava, yufka, yoğurt, yoğurmak, yulaf, yemeni, un, tülbent, tuğ, tortu, tokmak vs. sadece bir kaçıdır.

Avrupa dillerine giren, özellikle Osmanlı saray hayatı ile geleneksel Türk yaşam biçimi ve kültürünü yansıtan çok sayıda sözcük vardır. Bu sözcüklere Turkishism, Turkcism “Türkizm” vb. adlar verilmektedir. Türkçe diğer dillere daha çok beslenme ve giyim-kuşam kültürüyle ilgili kelimeleri ödünç vermiştir. Bu kelimeler Türklerin sanılanın aksine hem bozkır hem tarım kültürüne sahip olduğunu gösteriyor.

Uluslararası filolojik kültür sözlüğünde Türkçenin de onurlu bir payı olduğu, artık tartışılmaz lengüistik bir gerçektir. Aşağıda Türkçe ya da Türkçe aracılığıyla kimi yabancı dillere geçen sözcüklerin bir bölümü sıralanmıştır:

İngilizcede: baklava, bosh “boş”, jackal “çakal”, bulgur, caviar “havyar”, dervish “derviş”, dolma “dolma”, efendi “efendi”, caftan “kaftan”, casaba “kasaba”, caigue “kayık”, halva “helva”, kismet “kısmet”, Ottoman “Osmanlı”, kurush “kuruş”, uhlan “uşak, oğlan”, vizier “vezir”, sherbet “şerbet”, pilaf “pilav”, yoghurt, shish kebab

Fransızcada: bachi-bouzouk “başıbozuk”, kan khan “han”, caravansérail “kervansaray”, candjiar “hançer”, kéfir “kefir”, kiosgue “köşk”, koubba “kubbe”, tulipe “lale”, koumys “kımız”, odalisquem “odalık”

Almancada: Dolmetsch “dilmaç, tercüman”, dolmusch “dolmuş”, diwan “divan”, kaviar “havyar”, joghurt “yoğurt”

Farsçada: açar “anahtar”, elek “elek”, “aş”, bezek “süslenme”, ocaq “ocak”, tepe “tepe”, yeylaq “yayla”, topoz “topuz”, ordu, qelpaq “kalpak”, yedek, tutun “tütün”, qeymaq “kaymak”, qezgan “kazan”, çexmaq “çakmak” vs.

Hintçede: top, tamancha, barood, bahadur, kanat, kiyma vs.

Yunanca: acemi, aman, ambar, balta, bayat, bayılmak, cambaz, ciğer, cümbüş, bozuk vs.

Rusça: ütü, ayran, ayva, duman, kurşun kalem, kurgan, inci vs.

Macarca: kilim, peşkir, sırma, elma, sirke, çember, hançer, tarla keçi, buzağı, buğday, arpa vs.

TÜRKÇENİN SÖZ VARLIĞI

Filoloji ve dil bilimi çalışmalarında bir dilin sözcükleri, terimleri, yabancı dillerden gelme öğeleri, atasözleri, deyimleri, insanlar arasındaki ilişkilerde kullanılması gelenek olmuş kalıplaşmış sözleri bir bütün olarak söz varlığı içinde yer alır. Bu aynı zamanda, o dili konuşan milletin maddi ve manevi kültürünü, dünya görüşünü, yaşam koşullarını ve deneyimlerini yansıtır.

1. ATASÖZLERİ VE DEYİMLER BAKIMINDAN TÜRKÇE

A. ATASÖZLERİ

Atasözü ve deyimler Türkçenin en eski söz varlıklarındandır. Eskiden tü. sav, ar. mesel, darbımesel, tabir diye adlandırılırdı. Atasözü ve deyimler bir toplumun maddi ve manevi kültürünü, algılama ve anlatım tarzı ile nükte eğilimini bütünüyle ortaya koyan sözlerdir.

Her dilde atasözü ve deyimler vardır. Sosyoloji, psikoloji, ekonomi, tarih, felsefe, ahlak, halk bilimi gibi birçok alanı ilgilendiren bu ifade kalıpları, anlatım gücü, kavram zenginliği bakımından çok önemli dil yapılarıdır. Atasözleri geniş halk yığınlarının yüzyıllar boyunca geçirdikleri denemelerden ve bunlara dayanan düşüncelerden doğmuştur. Ulusun ortak düşünce kanı ve tutumunu belirtir, bize yol gösterirler.

Tarih boyunca atla haşır neşir olan Türk ulusunun söz varlığında atla ilgili pek çok atasözü bulunur. Mesela üç tarafı denizlerle çevrili Kore’de konuşulan Korecede güçlülerin çatışmasında zararı güçsüz ve zayıf olanların çektiğini gösteren atasözü “Balina kavgasında karidesin sırtı patlar” biçimindeyken aynı anlamda bizde “Atlar tepişirken arada eşekler ezilir.” şeklindedir.

  • Atasözleri milli varlıklar olarak değerlendirilir.

  • Ruha işleyen bir etki taşırlar.

  • Kalıplaşmış, klişe haline gelmiş sözlerdir.

  • İnandırıcı ve kutsaldırlar.

  • Az sözcükle çok şey anlatılır, kısa ve özlüdür.

Dikensiz gül olmaz.

Alet işler, el övünür.

Taşıma su ile değirmen dönmez.

  • Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, aynı anlama da gelse yerine başka sözcükler konulamaz.

Derdini söylemeyen derman bulamaz” örneğinde derman yerine ilaç denmez.

  • Atasözlerinin çoğu bir iki sözcüktür.

Vakit nakittir.

Balık baştan kokar.

Yerin kulağı var.

Ak akçe kara gün içindir.

Görünen köy kılavuz istemez.

Dost ile ye iç alışveriş etme.

Son pişmanlık fayda etmez.

Ne yavuz ol asıl, ne yavaş ol basıl. (Cezaya çarpılacak ölçüde aşırı ve saldırgan olma. Ama herkes seni ezecek ölçüde yumuşak ve miskin de olma.)

Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al. (Kız annesinin birçok huylarını doğuştan almış bulunur. Sonra da annesinin eğitimi ile yetişir. Bunun için bir kızın niteliklerini öğrenmek isteyenler, annesine benzeyeceğini düşünürlerse yanılmamış olurlar. Nitekim bir kumaşın kenarına bakanlar, her yerini görmüş gibi olurlar.)

Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.

Minareyi çalan kılıfını hazırlar.

Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.

Sona kalan dona kalır.

Keskin sirke küpüne zarar.

Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır.

Taşıma su ile değirmen dönmez.

Korkunun ecele faydası yoktur.

Baykuşun kısmeti ayağına gelir. (Tanrı hiçbir canlıyı aç bırakmaz. Kımıldamadan duran baykuşun rızkını bile önüne koyar. İnanışa göre baykuş bütün geceyi uykusuz geçir, ibadet edermiş. Sabaha karşı önüne gelen bir serçeyi yermiş).

Kör ölür, badem gözlü olur; kel ölür sırma saçlı olur.

Suyu getiren de bir testiyi kıran da. (Zamanımızda, görevini iyi yapanla kötüye kullanan arasında bir fark gözetilmemektedir.)

Güvenme varlığa düşersin darlığa

Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz

Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz

Bülbülü altın kafese koymuşlar yine de ah vatanım demiş.

Akıllı düşününceye kadar deli oğlunu everir.

Çok çocuk anayı şaşkın babayı düşkün eder. (Toplumsal bir sorunu anlatıyor.)
1   2   3   4   5   6

Benzer:

Ders notlari iconDers notlari

Ders notlari iconDers notlari

Ders notlari iconDers notlari

Ders notlari iconDers Notları ÜNİte I

Ders notlari iconDers notlari birinci Gün 7

Ders notlari iconDers Notları Final Hinduizm

Ders notlari iconDers notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat

Ders notlari icon” Ders Notları Öğr. Gör. Osman albayrak

Ders notlari iconDinler tarihi ders notları final yahudilik

Ders notlari icon” Ders Notları Öğr. Gör. Osman albayrak


Sanat




© 2000-2018
kişileri
s.ogren-sen.com