Ders notlari


sayfa3/6
s.ogren-sen.com > Doğru > Ders
1   2   3   4   5   6

Dünyadaki başlıca dil aileleri şunlardır: 

1. Hint-Avrupa  Dilleri: Konuşur sayısı bakımından en kalabalık dil ailesidir.

Sanskritçe mâtâ, İngilizce mother, Almanca mutter, Rusça mat’, İsveççe moder, İspanyolca madre, Romance mare, Farsça mâder örneği bu dillerin köken bilgisi konusunda ip uçları vermektedir.

Asya Kolu (Hint)

a. Hint-Urdu dilleri: Hintçe, Pakistan’da konuşulup Arap harfleriyle yazılan Urduca, Bangladeş’te konuşulan Bengali dilidir.

b. İran dilleri: Farsça, Peştonca, Tacikçe, Kafkaslarda konuşulan Osetçe vs. bu aileye dahildir.

Avrupa Kolu

a. Latin dilleri: Romalıların Sezar döneminde Fransa’yı işgal etmesinin ardından Roma uygarlığı ve kültürünü temsil eden Latince yerli dilleri asimile ederek Fransızcanın temellerini oluşturmuştur. Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Katalanca, Portekizce, Romence Latinceden türemişlerdir.

İspanya’da ve Amerika kıtasında yaklaşık 300 milyon kişinin ana dili olan İspanyolca konuşur sayısı bakımından bu grubun en büyük dilidir.

b. Slav dilleri: Rusça, Bulgarca, Sırpça, Boşnakça, Lehçe, Makedonca, Hırvatça

c. Germen dilleri: Almanca, İngilizce, Flemenkçe, Danca, İsveççe, Norveççe belli başlı Germen dilleridir.

d. Bağımsız diller: Kelt dilleri (Britanya ve Galce), Yunanca, Arnavutça ve Ermenice
2. Hami-Sami Dilleri:

a. Hami dilleri: Eski Mısır dili, Kuşi dili, Libya-Berber dili, Çad dili,

b. Sami dilleri: Arapça, İbranice (Kenanca), Habeşçe, Akatça. Bu ailenin yaşayan en önemli dilleri Arapça ve İbranicedir.

3. Ural Dilleri:

a. Fin dalı: Fince, Estonca, Laponca (Norveç, İsveç, Finlandiya’da konuşulan dil)

b. Ugor dalı: Macarca, Samoyed, Vogulca

4. Altay Dilleri: Türkçe, Moğolca, Tunguzca, Japonca, Korece (Japonca ve Korece’nin Altay dilleri ile bağlantısı henüz kesinleşmemiştir.)

Bugün yaklaşık 220 milyon konuşuru bulunan Türk dili, Moğol ve Mançu-Tunguz dillerinin de yer aldığı Altay dil ailesinin en fazla konuşura sahip koludur.

19. yüzyıl sonlarına doğru yoğunluk kazanan araştırmalarla Altay dilleri olarak adlandırılan Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Kore dilleri ile Fin-Ugor dilleri olarak anılan Fin, Macar ve Samoyed dillerinin Ural-Altay adında bir dil ailesi oluşturduğu düşüncesi, dünyada genel kabul görmüş bir kuramdı. Ancak, 20’nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren yürütülen dil bilimi araştırmalarıyla Ural ve Altay dillerinin bir dil ailesi oluşturamayacağı düşüncesi yaygınlaşmaya başladı. Fin, Macar ve Samoyed dilleri ile Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Kore dilleri arasında benzerlikler bulunuyordu ama bu benzerlikler bir dil ailesi oluşturmaya yetecek ölçüde bir kaynak dilden miras kalan ortak dil öğesi içermiyordu. Bugün artık dünya dil bilimi çevrelerinde Türk, Moğol ve Mançu-Tunguz dillerinin oluşturduğu Altay dil ailesi, genel kabul görmektedir. Bununla birlikte Kore ve Japon dillerinin bu dil ailesinde yer alıp almadığı üzerine tartışmalar sürmektedir.

5. Kafkas Dilleri: Gürcüce, Lazca, Abhazca, Çerkesçe, Çeçence vb.

6. Afrika Dilleri: Bu aileye Afrika'nın büyük bir kısmında konuşulan Bantu dilleri girer: Kongoca, Ruandaca, Zuluca vb.

7. Çin-Tibet Dilleri: Çince, Tibetçe, Vietnamca ve Birmanca bu gruba dahildir.

8. Eskimo Dilleri: Eskimoca

9. Malaya-Polinezya Dilleri: Malayca, Madagaskarca, Tahitice, Hawaice vb.

Yapılarına Göre Diller:

Eklemeli diller: Sözcüklerin başına ya da sonuna ekler getirilerek yeni sözcükleri türeten diller bu gruba girmektedir: Türkçe, Macarca, Fince, Moğolca, Japonca, Korece vb.

Çekimli-bükümlü diller: Temel sözcük köklerinden yeni sözcüklerin türemesini sağlayan diller bu gruba girmektedir: Arapça, Latince, Farsça, İngilizce, Fransızca, Rusça vb.

Örnek: İng. go went gone /do did done

Ar. ilim-alim-muallim-talim

Alm. trinken “içmek”, trank “iç”, getrunken “içti, içmişti”

Tek heceli diller: Çince, Tibetçe, Vietnam dilleri
TÜRK LEHÇELERİ VE COĞRAFYASI

Türk adı üzerine: Türklerin çok eski bir tarihi olduğu gerçeğini göz önünde bulunduran dil bilimcilerin Türk adının kökeni konusunda değişik görüşleri vardır. Türk adı ilk kez Orhon yazıtlarında Türük biçiminde geçmektedir. Bu kelime Çin kaynaklarında T’u-küe olarak yer almıştır.

Törük > Türük > Türk

Türk adıyla ilgili görüşler:

1. Armin Vambery ve Jean Deny’e göre “türemek” fiilinden gelir.

2. Ziya Gökalp Türk adını “töreli” olarak tanımlamıştır.

3. G. Doerfer Türk’ün “devlete bağlı halk” anlamına geldiğini ileri sürmüştür.

4. Tür adı olarak “güç, kuvvet,” sıfat olarak da “güçlü, kuvvetli” anlamları vardır.

Dil açısından baktığımızda; Batı Avrupa’dan Doğu Asya’ya kadar uzanan geniş bölgede, kimi yerlerde yoğun kimi yerlerde dağınık olarak yaşayan Türk asıllı halkların konuştuğu dile genel olarak Türkçe denilmektedir.

Türk Lehçeleri: Antropologların beyaz ırktan olduklarını belirttikleri, tarihçiler ile arkeologların anayurtları olarak Altay Dağları yöresini gösterdikleri Türkler, bugün geniş bir coğrafyaya yayılmış bir durumdadırlar. Yaklaşık 200 milyonluk bir nüfusun konuştuğu Türk lehçelerinin yayılma alanını Asya’nın doğusundan Avrupa’nın batısına doğru şöyle çizebiliriz: Sibirya’nın kuzeydoğusundan (Yakutça), Ural ve Altay Dağlarına, Doğu Türkistan’dan Kafkasya’ya uzanır. Kırım, Litvanya ve Polonya’da Karayca; Bulgaristan, Romanya, Moldovya ve Ukrayna’da Gagavuzca konuşulur. Türkçenin en yoğun konuşulduğu yer Anadolu’dur. Türkiye Türkçesi diğer Türk dil ve lehçeleri arasında en gelişmiş bilim, sanat, kültür ve felsefe dilidir.

Öte yandan Almanya, Fransa, Belçika, ABD, Kanada ve Avustralya’da da göçmen Türklerin sayısı fazladır.

Türklerin yaşadığı yerlerde şu Türk lehçeleri konuşulmaktadır: Türkiye Türkçesi, Özbekçe, Azerice, Yeni Uygurca, Kazakça, Tatarca, Başkurtça, Türkmence, Kırgızca, Çuvaşça, Karakalpakça, Yakutça, Kumukça, Tuva, Sayan Türkçesi, Karaçayca, Balkarca, Nogayca, Hakasça, Halaçça ve Karaycadır.
TÜRK DİLİNİN KISA TARİHİ

Eski Türkçe Dönemi (6.-10.yy.): Göktürkçe ve Uygurcanın kullanıldığı 6. ve 10. yüzyıllar arasını kapsar. Türk yazı dilinin tarihi VII. ve VIII. yüzyıllarda Orhon vadisinde dikilmiş olan yazıtlarla başlar. (Orhon ve Yenisey Yazıtları) Gerek Orhon Yazıtları’nda kullanılmış olan gelişmiş ve işlek dil gerekse komşu ülke kaynaklarında yer alan bilgiler, Türk yazı dilinin başlangıcının çok daha eskiye gittiğini gösterir.

Yakın dönemde bulunan yeni yazıtların okunması Türk yazı dilinin tarihini daha da gerilere götürmemizi sağlayacaktır. Ayrıca karşılaştırmalı ses ve biçim bilimi çalışmaları ve diğer dillerdeki alıntı sözlerden Türkçenin yaşının ortaya konulması yolunda önemli veriler elde edilmiştir. Türkçeden Sümerceye geçmiş olduğu kanıtlanan 168 Türkçe kökenli sözcük, Sümerce ile Türkçenin yaşıt olduğu görüşünün geliştirilmesini sağlamıştır. Kazakistan’daki Esik kurganı buluntuları arasında yer alan ve M.Ö. 4’üncü yüzyıla ait olduğu saptanan bir çanaktaki Orhon yazısına benzer harflerle yazılan iki satırlık yazının en eski Türkçe metin olduğu bilinmektedir. Çin yıllıklarındaki bir Hun ağıtına ait iki dize ile birkaç sözcük M.S. 4’üncü yüzyıl Türkçesi hakkında fikir vermektedir. Ancak, edebî metin niteliğindeki ilk büyük metinler Tonyukuk (725), Bilge Kağan (731) ve Köl Tigin (732) adına dikilmiş olan Göktürk Yazıtları’dır.

Orta Türkçe Dönemi (11-15.yy.): Moğol istilasının yol açtığı yıkım nedeniyle tam olarak sınırları çizilemeyen ve aydınlatılamayan dönemdir. Bu dönemde göç hareketleri nedeniyle Türk lehçeleri Doğu Türkçesi, Batı Türkçesi ve Kuzey Türkçesi olmak üzere 3 ana bölüme ayrılır.

Doğu Türkçesi:

a. Karahanlı Türkçesi (11-13. yy.)

b. Harezm Türkçesi (14-15. yy.)

c. Çağatay Türkçesi

İslam dini ve kültürüyle ilişkinin kurulduğu kimi Türk halklarının İslam dinini benimsediği dönemi içerir. Türk dilinin ilk sözlüğü ve dil bilgisi kitabı Divânu Lügati’t-Türk (Türk Dillerinin Sözlüğü) ise 1071 yılında Kaşgarlı Mahmud tarafından yazılmıştır. Yaklaşık 9 bin sözü içeren eser, yalnızca bir sözlük, yalnızca bir dil bilgisi kitabı değil, aynı zamanda Türk yazı dilinin ve ağızlarının ele alındığı, kültür değerlerinin kayda geçirildiği anıt niteliğinde bir kaynaktır. Bu eser, Araplara Türkçe öğretmek ve Türkçenin gücünü göstermek amacıyla yazılmıştır.

1069 yılında Yusuf Has Hacip’in yazdığı Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi) ise ideal devlet yönetiminin nasıl olması gerektiğini anlatan bir siyasetnamedir. Hacip, 6645 beyit olarak yazdığı bu eserinde devlet, adalet, insan ve aklı temsil eden dört sembolik kişiyi birbirleriyle konuşturarak insanlara iki cihanda mesut olmanın yolunu göstermiştir. Siyasetname niteliğindeki eserde, ideal bireylerden oluşan bir toplum ve devlet göz önünde canlandırılmıştır.

11. yüzyıla ait Yüknekli Edip Ahmet’in yazdığı Atabetü’l Hakâyık (Hakikatlarin Işığı) ile Ahmet Yesevî’nin “Hikmet”leri Türkçenin tespit edilen ilk edebî eserlerindendir. Doğu Türkçesinin 15. yy.da en büyük şairi ise Ali Şir Nevaî’dir.

Batı Türkçesi (Anadolu ve Azerbaycan sahasında konuşulan Türkçe, Oğuzca):

a. Eski Anadolu Türkçesi (13-15. yy.): Dede Korkut Hikâyeleri, Sultan Veled (13. yy.da Konya’da yaşamış, Mevlana’nın oğlu) ve Yunus Emre’nin şiirleri bu döneme aittir.

b. Osmanlıca (Osmanlı Türkçesi) (15-20. yy.): Osmanlı’nın imparatorluk haline gelmesiyle saray ve çevresinde Arap-Fars kültürü büyük önem kazandı; böylece, Osmanlıca denilen halk dilinden kopuk bir üst sınıf dili doğdu. Osmanlı yönetici sınıfının ve eğitimli seçkinlerin kullandığı bir yazışma ve edebiyat dili olan Osmanlıca, günlük hayatta konuşulan bir dil olmamıştır. En belirgin özelliği, Türkçe cümle altyapısı üzerinde, İslam dünyasının klasik kültür dilleri olan Arapça ve Farsçayı serbestçe kullanma imkânı tanımasıdır.

c. Türkiye Türkçesi (20.yy. başları- …): Türkiye Türkçesi, Batı Türkçesinin son ve bugün de devam eden devresidir. 1908 Meşrutiyeti’nden sonra başlar. Cumhuriyete kadar süren ilk devrede, Osmanlıca, henüz sahneden çekilmemiştir. Osmanlıca ile yeni dilin cümleleri, beraber kullanılır. Daha Tanzimat'la girmeye başlayan Batılı kültür unsurları, Osmanlıcaya hakim olan İslâmî kültür unsurlarıyla yer değiştirme mücadelesine başlamıştır. Bir dil, bir başka dile sadece dil özellikleriyle doğrudan tesir etmez. Yeni kültür, dili kendi kelimeleriyle, kavramlarıyla canlı tutmaya çalışır; dilin cümle yapısına hemen karışmaz, belki hiç karışmaz. Bazen, Osmanlıcada olduğu gibi kültür, dilin cümle yapısına da tesir eder. İşte Türkiye Türkçesi de, İslâmî kültür unsurlarının Türkçe üzerinde hakimiyetinin zayıfladığı devrede, Batılı kültür unsurlarının girmesiyle ortaya çıkmıştır. Türkçe, artık, Batı dillerinden girecek olan kelimelere, yeni kavramlara kapısını açmış olur.
Bu devrede Türk cümlesi kısalmış, cümle unsurları yerli yerine oturmuştur. Osmanlıcadan Türkiye Türkçesine geçiş, yazı dilinin, konuşma diline yaklaştırılmasıyla başlamıştır. Türkiye Türkçesinde bugün kullandığımız Türk yazı dili, temel olarak İstanbul ağzına dayanmaktadır.

***

Bugün Türk dili, yaklaşık 12 milyon kilometre karelik bir alanda 220 milyon nüfusun konuştuğu, yüze yakın ülkede öğretiminin yapıldığı, kökleri tarihin en eski dönemlerine kadar uzanan, 600 bini aşkın söz varlığına sahip bir dünya dilidir. Geçmişi boyunca Çinceden Farsçaya, Arapçadan Macarcaya kadar pek çok dille etkileşim içerisine girmiş olan Türk dilinin bir kolu olarak yalnızca Türkiye Türkçesinin dünya dillerine verdiği sözcüklerin sayısı 11 binin üzerindedir. Genel Türk dili olarak diğer dillere verdiğimiz sözcük sayısı ise 20 binin üzerindedir. Özellikle giyim, yiyecek, askerlik başta olmak üzere hemen her alanda çok sayıda Türk dili kökenli sözcük ile tarihte ve bugün dünya dillerinde varlığını bugün de sürdürmektedir. Dünyanın hemen her bölgesinde öğretimi yapılan, bilimsel araştırmalara konu olan, dünya dillerine katkıda bulunan Türk dili, en yaygın ve en köklü dünya dillerinden biridir.
TÜRKLERİN KULLANDIĞI ALFABELER

Araştırmacılar, tarih boyunca Türkler kadar sık alfabe değiştirmiş başka bir millet olmadığı konusunda birleşmektedir. Özellikle eski çağlarda, farklı kültür dairelerinin Türklerin devlet kurduğu topaklarda kesişmesi nedeniyle kültürün en önemli taşıyıcısı olan dilin kaydedildiği yazı malzemesi, muazzam bir çeşitlilikle Türkler arasına girmiştir.

  1. Göktürk alfabesi: 38 harf ve işaretten oluşur. Yukarıdan aşağıya ve sağdan sola yazılan runik harflerin önemli bir bölümünün Türk sosyal ve kültürel yaşamını yansıtan Türk damgalarından çıktığı tahmin edilmektedir. Bu alfabe ile meydana getirilmiş en önemli yazılı eser M.S. 8. yy. da dikilen Göktürk Anıtları (Orhun Abideleri)’dır.

  2. Uygur alfabesi: Manihaizm dininin kabul edilmesinden sonra 8. yy.dan 18. yy. başlarına, Doğu Türkistan’dan Osmanlı sarayına değin kullanılmış bir alfabedir. 4 ünlü 14 ünsüz harften oluşur. Sağdan sola yazılır. Türkçenin seslerini karşılamakta yetersizdir. Kutadgu Bilig ve Atabetü’l-Hakâyık’ın birer nüshaları bu alfabe ile kaleme alınmıştır. Ayrıca Fatih Sultan Mehmet, 1473’te Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’a karşı kazandığı zafer dolayısıyla yazdırdığı fermanda Uygur alfabesini kullanmıştır.

  3. Arap alfabesi: Arap alfabesi Türklerin İslam dinini kabulünden sonra kullanılmaya başlamıştır. Yaklaşık bin yıl boyunca kullanılan bu alfabenin ünlüleri yetersizdir. Türkçenin sekiz ünlüsünü karşılayan sadece üç harf vardır. Arap alfabesi, Türklerce en fazla benimsenen ama okuma-yazmayı çok düşük seviyelere indiren bir yazıdır ve bu özelliğiyle her zaman sosyal bir çelişki içermiştir.

  4. Latin alfabesi: Türkçenin Latin harfleriyle yazımı 14. yy.’a uzanmaktadır. Bu yüzyılda yazıya geçirildiği sanılan, Kuman Türklerini Hıristiyanlaştırmak üzere faaliyetlerde bulunan İtalyan ve Alman misyonerlerce kaleme alınan Codex Cumanicus, Latin harfleriyle yazılan ilk Türkçe yapıttır. Cumhuriyet’in ilanından beş yıl sonra ulusal devlet politikasının bir sonucu olarak Latin asıllı Türk alfabesi 1 Kasım 1928’de kabul edilmiştir. Bu alfabe bugüne değin kullanılan alfabeler içinde Türkçenin yapısına en uygun olanıdır. Latin yazısı Türkçenin ses yapısına sağladığı uyumla ve inançların belirleyiciliğinden uzakta seçilmesi sebebiyle sosyolojik ve siyasi açıdan kısmen tarafsız ve laik olma özelliği taşır.

  5. Kiril alfabesi: Türkiye dışındaki Türklerin kullandığı alfabedir. Sovyetler Birliği döneminde Stalin’in direktifleriyle her Türk topluluğu için ayrı Kiril alfabesi düzenlenmiştir. Yakın çağ alfabeleri arasında seçilen değil seçtirilen tek yazı durumundaki Kiril, hem siyasi hem dini hem de kültürel eritme stratejilerinin ana eksenlerinden birini oluşturur. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Türk toplulukları da alfabelerini değiştirmeye başlamıştır. Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan Latin alfabesine geçmiştir.

  6. Yunan (Grek) alfabesi: Türk dilinin yazımında Yunan harfleri özellikle Karaman Rumları tarafından yaygın olarak kullanılmıştır.

  7. İbrani alfabesi: Musevi inancına sahip Türk topluluğu Karaylar tarafından kullanılmıştır.
1   2   3   4   5   6

Benzer:

Ders notlari iconDers notlari

Ders notlari iconDers notlari

Ders notlari iconDers notlari

Ders notlari iconDers Notları ÜNİte I

Ders notlari iconDers notlari birinci Gün 7

Ders notlari iconDers Notları Final Hinduizm

Ders notlari iconDers notlari I. ÜNİte güzel sanatlar ve edebiyat

Ders notlari icon” Ders Notları Öğr. Gör. Osman albayrak

Ders notlari iconDinler tarihi ders notları final yahudilik

Ders notlari icon” Ders Notları Öğr. Gör. Osman albayrak


Sanat




© 2000-2018
kişileri
s.ogren-sen.com